Herkesin İçinde Bir Miktar Biseksüellik Var mı?
“Herkesin içinde bir miktar biseksüellik vardır.”
Bu cümle, son yıllarda cinsel yönelim hakkında sıkça
tekrarlanan kabullerden biri haline geldi. İlk bakışta kapsayıcı bir yaklaşım
gibi sunuluyor: Cinselliğin kesin sınırları olmadığı, herkesin içinde farklı
yönelimlerden biraz bulunduğu ve insanların aslında düşündüklerinden çok daha
“akışkan” olduğu söyleniyor.
Fakat bu düşünceyi kabul etmek zorunda mıyız?
Hayır.
Biseksüelliğin varlığını tartışmıyoruz. Tartıştığımız
şey, biseksüelliğin her insanın içinde bulunan ortak bir özellik gibi
genelleştirilmesi.
Çünkü “herkes biraz biseksüeldir” dediğimiz anda,
cinsel yönelim kavramının kendisini de değiştirmiş oluyoruz.
Akışkanlık Masalı
Bugün cinsellik hakkında konuşurken “akışkanlık”
neredeyse sihirli bir kelime haline geldi.
Cinselliğin bir spektrum olduğu, insanların
yönelimlerinin kesin olmadığı, kişinin zamanla farklı şeyler keşfedebileceği ve
aslında herkesin her yöne bir miktar açık olduğu anlatılıyor.
Fakat bu yaklaşımın kabul edilmesi, cinsel
yönelimlerin netliğini gereksiz yere ortadan kaldırıyor.
Bir eşcinsel insanın erkeklere yönelik arzusu nasıl
onun açısından gerçek ve net bir yönelimse, eşcinselliğin kendisini sürekli
değişken bir ihtimaller alanı olarak tarif etmek de zorunda değiliz.
Eşcinselliği “belki başka türlü de olabilir” şeklinde
sürekli yeniden yorumlamak, eşcinsel kimliğin kendisine yönelik gereksiz bir
şüphe üretir.
Eşcinsellik, keşfedilmeyi bekleyen sonsuz
ihtimallerden oluşan muğlak bir alan değildir.
“Herkes Biraz Öyle” Söylemi
“Herkes biraz biseksüeldir” düşüncesinin asıl problemi
de burada ortaya çıkıyor.
Bu söylem, net bir yönelimi olan insanlara bile
“Aslında herkes biraz esnektir” diyerek yaklaşır.
Bir eşcinsel insanın kendi yönelimi konusunda net
olması yeterli görülmez. Mutlaka başka bir ihtimalin de onun içinde bulunduğu
varsayılır.
Bu, eşcinselliği doğrudan inkâr etmek değildir belki;
fakat eşcinselliğin sınırlarını sürekli genişleterek onu belirsizleştirmektir.
Bir eşcinselin yönelimini “eksik keşfedilmiş bir alan”
gibi görmek de aynı düşüncenin başka bir biçimidir.
Oysa bir insanın kendisini eşcinsel olarak
tanımlaması, onun mutlaka başka bir yönelimin küçük bir parçasını da taşıdığı
anlamına gelmez.
Herkesin içinde biraz biseksüellik olduğunu varsaymak
için herkesin yönelimini yeniden yorumlamaya gerek yoktur.
Cinsel Yönelim Her Şeye Açık Bir Potansiyel Değildir
Cinsel yönelimi, koşullara göre şekil değiştiren
sınırsız bir potansiyel gibi sunmak da aynı sorunun parçasıdır.
Bugün bir insan eşcinsel, yarın biraz biseksüel, başka
bir zaman başka bir noktada...
Bu anlatı, yönelim kavramını neredeyse tamamen
belirsizleştirebilir.
Oysa cinsel yönelimden söz ediyorsak, bir yönelimden
söz ediyoruz.
Her şeyi kapsayan, her tarafa çekilebilen, sınırları
olmayan bir “potansiyel”den değil.
Özellikle eşcinsellik açısından bakıldığında bu ayrım
daha da önemlidir. Eşcinsel olmak, başka bir yönelimin eksik kalmış hali
değildir. Eşcinsellik kendi başına bir varoluştur ve kendi sınırları vardır.
Sınırları Ortadan Kaldırmak Neden İlericilik Sayılıyor?
Cinsel yönelimlerin sınırlarını ortadan kaldırmak
bazen özgürlük ve ilericilik olarak sunuluyor.
Fakat her sınırı kaldırmak zorunda değiliz.
Bir insanın eşcinsel olması ile “aslında herkes biraz
biseksüeldir” düşüncesini aynı anda savunmak arasında ciddi bir gerilim vardır.
Çünkü ikinci düşünce, ilkini sürekli olarak daha geniş
ve belirsiz bir kategorinin içine çekmeye çalışır.
Eşcinselliğin özgünlüğünü kabul etmek, onun
sınırlarını ortadan kaldırmayı gerektirmez.
Tam tersine, farklı yönelimlerin gerçekten farklı
olduğunu kabul etmek, onların her birini kendi gerçekliği içinde ele almayı
gerektirir.
Sonuç
“Herkesin içinde bir miktar biseksüellik vardır” sözü
kulağa kapsayıcı gelebilir.
Fakat kapsayıcı görünmesi, onu doğru yapmaz.
Biseksüelliğin varlığını kabul etmek başka şeydir;
biseksüelliği herkesin içinde bulunan bir miktar olarak tanımlamak başka.
Cinsel yönelimleri sonsuz bir akışkanlık olarak sunmak
da özellikle eşcinsel kimliğin netliğini gölgeleyebilir.
Bir eşcinsel insanın yönelimi, sürekli başka
ihtimallerle açıklanması gereken bir “keşif alanı” değildir.
Eşcinsellik kendi başına vardır. Kendi sınırları
vardır. Kendi gerçekliği vardır.
Bu nedenle herkesin içinde biraz biseksüellik
bulunduğunu varsaymak yerine, insanların yönelimlerini olduğu haliyle kabul
etmek gerekir.
Herkes biraz biseksüel değildir.
Editör - Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder