🌍 Choose your language

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

Herkesin İçinde Bir Miktar Biseksüellik Var mı?




 

“Herkesin içinde bir miktar biseksüellik vardır.”

Bu cümle, son yıllarda cinsel yönelim hakkında sıkça tekrarlanan kabullerden biri haline geldi. İlk bakışta kapsayıcı bir yaklaşım gibi sunuluyor: Cinselliğin kesin sınırları olmadığı, herkesin içinde farklı yönelimlerden biraz bulunduğu ve insanların aslında düşündüklerinden çok daha “akışkan” olduğu söyleniyor.

Fakat bu düşünceyi kabul etmek zorunda mıyız?

Hayır.

Biseksüelliğin varlığını tartışmıyoruz. Tartıştığımız şey, biseksüelliğin her insanın içinde bulunan ortak bir özellik gibi genelleştirilmesi.

Çünkü “herkes biraz biseksüeldir” dediğimiz anda, cinsel yönelim kavramının kendisini de değiştirmiş oluyoruz.

 

Akışkanlık Masalı

Bugün cinsellik hakkında konuşurken “akışkanlık” neredeyse sihirli bir kelime haline geldi.

Cinselliğin bir spektrum olduğu, insanların yönelimlerinin kesin olmadığı, kişinin zamanla farklı şeyler keşfedebileceği ve aslında herkesin her yöne bir miktar açık olduğu anlatılıyor.

Fakat bu yaklaşımın kabul edilmesi, cinsel yönelimlerin netliğini gereksiz yere ortadan kaldırıyor.

Bir eşcinsel insanın erkeklere yönelik arzusu nasıl onun açısından gerçek ve net bir yönelimse, eşcinselliğin kendisini sürekli değişken bir ihtimaller alanı olarak tarif etmek de zorunda değiliz.

Eşcinselliği “belki başka türlü de olabilir” şeklinde sürekli yeniden yorumlamak, eşcinsel kimliğin kendisine yönelik gereksiz bir şüphe üretir.

Eşcinsellik, keşfedilmeyi bekleyen sonsuz ihtimallerden oluşan muğlak bir alan değildir.

 

“Herkes Biraz Öyle” Söylemi

“Herkes biraz biseksüeldir” düşüncesinin asıl problemi de burada ortaya çıkıyor.

Bu söylem, net bir yönelimi olan insanlara bile “Aslında herkes biraz esnektir” diyerek yaklaşır.

Bir eşcinsel insanın kendi yönelimi konusunda net olması yeterli görülmez. Mutlaka başka bir ihtimalin de onun içinde bulunduğu varsayılır.

Bu, eşcinselliği doğrudan inkâr etmek değildir belki; fakat eşcinselliğin sınırlarını sürekli genişleterek onu belirsizleştirmektir.

Bir eşcinselin yönelimini “eksik keşfedilmiş bir alan” gibi görmek de aynı düşüncenin başka bir biçimidir.

Oysa bir insanın kendisini eşcinsel olarak tanımlaması, onun mutlaka başka bir yönelimin küçük bir parçasını da taşıdığı anlamına gelmez.

Herkesin içinde biraz biseksüellik olduğunu varsaymak için herkesin yönelimini yeniden yorumlamaya gerek yoktur.

 

Cinsel Yönelim Her Şeye Açık Bir Potansiyel Değildir

Cinsel yönelimi, koşullara göre şekil değiştiren sınırsız bir potansiyel gibi sunmak da aynı sorunun parçasıdır.

Bugün bir insan eşcinsel, yarın biraz biseksüel, başka bir zaman başka bir noktada...

Bu anlatı, yönelim kavramını neredeyse tamamen belirsizleştirebilir.

Oysa cinsel yönelimden söz ediyorsak, bir yönelimden söz ediyoruz.

Her şeyi kapsayan, her tarafa çekilebilen, sınırları olmayan bir “potansiyel”den değil.

Özellikle eşcinsellik açısından bakıldığında bu ayrım daha da önemlidir. Eşcinsel olmak, başka bir yönelimin eksik kalmış hali değildir. Eşcinsellik kendi başına bir varoluştur ve kendi sınırları vardır.

 

Sınırları Ortadan Kaldırmak Neden İlericilik Sayılıyor?

Cinsel yönelimlerin sınırlarını ortadan kaldırmak bazen özgürlük ve ilericilik olarak sunuluyor.

Fakat her sınırı kaldırmak zorunda değiliz.

Bir insanın eşcinsel olması ile “aslında herkes biraz biseksüeldir” düşüncesini aynı anda savunmak arasında ciddi bir gerilim vardır.

Çünkü ikinci düşünce, ilkini sürekli olarak daha geniş ve belirsiz bir kategorinin içine çekmeye çalışır.

Eşcinselliğin özgünlüğünü kabul etmek, onun sınırlarını ortadan kaldırmayı gerektirmez.

Tam tersine, farklı yönelimlerin gerçekten farklı olduğunu kabul etmek, onların her birini kendi gerçekliği içinde ele almayı gerektirir.

 

Sonuç

“Herkesin içinde bir miktar biseksüellik vardır” sözü kulağa kapsayıcı gelebilir.

Fakat kapsayıcı görünmesi, onu doğru yapmaz.

Biseksüelliğin varlığını kabul etmek başka şeydir; biseksüelliği herkesin içinde bulunan bir miktar olarak tanımlamak başka.

Cinsel yönelimleri sonsuz bir akışkanlık olarak sunmak da özellikle eşcinsel kimliğin netliğini gölgeleyebilir.

Bir eşcinsel insanın yönelimi, sürekli başka ihtimallerle açıklanması gereken bir “keşif alanı” değildir.

Eşcinsellik kendi başına vardır. Kendi sınırları vardır. Kendi gerçekliği vardır.

Bu nedenle herkesin içinde biraz biseksüellik bulunduğunu varsaymak yerine, insanların yönelimlerini olduğu haliyle kabul etmek gerekir.

Herkes biraz biseksüel değildir.

Editör - Ali Sinop 


 

Yorumlar

Popüler Yayınlar