Biseksüellik Ahlak Dışı mı?
Kişinin hem
kadına hem erkeğe duyduğu duygusal ve cinsel çekimdir. Kısaca biseksüelliğin
tanımı budur. Peki bu ikili ilişkileri nasıl etkiler? Mesela heteroseksüel bir
kadın, sevgilisinin/kocasının biseksüel olmasını kabul edebilir mi? Ya da
eşcinsel bir erkek kocasının/sevgilisinin biseksüel olmasını kabul edebilir mi?
Partnerinizin sizin karşı cinsinizden de etkilendiği gerçeği ilişkinizdeki
ahlaki değerlerle ne kadar ne uyumlu olabilir? Evli olup ikinci gizli bir hayat
yaşayan erkeklerin oranı azımsanmayacak şekilde yüksek! Çoğunun da karısı ve
çocukları gerçeği bilmiyorlar, peki bu davranış şekli sadakat ve genel ahlak
kurallarına ne kadar uygun? İlişki
dinamikleri, toplumsal beklentiler ve bireysel arayışların kesişim noktasında
duran biseksüellik; çoğu zaman yüzeysel bir özgürlük söylemiyle geçiştirilse de
ikili ilişkiler zemininde derin bir güvensizlik ve belirsizlik kaynağı olarak
karşımıza çıkar. Mesele sadece sadakat ya da dürüstlük boyutundan ibaret
değildir; doğrudan bu yönelimin yarattığı yapısal ikilem ve partner üzerinde
kurduğu psikolojik baskı sorgulanmalıdır.
İkili bir ilişkide
adanmışlık, tarafların birbirinde bulduğu tatmin ve karşılıklı doyum üzerine
kurulur. Ancak biseksüel bir partnerle yürütülen ilişkide bu zemin daha baştan
sarsılmaya mahkûmdur. Biseksüellik, yapısı gereği arzulama kapasitesini iki farklı
cinse birden yaydığı için, tek bir partnerle sürdürülen monogam ilişki
modelinde her zaman bir tarafın "eksik" kalması riskini taşır. Bir
kadının sunabileceği duygusal ve fiziksel dinamik ile bir erkeğin sunabileceği
cinsel ve psikolojik varlık birbirinden tamamen farklıdır. Dolayısıyla, her iki
dünyaya da kapısı açık olan bir bireyin, zamanla bu iki farklı dünyadan birini
özleme veya arzulama ihtimali, ilişki içi doyumsuzluk riskini tırmandırır.
Bu durumun partner
tarafındaki yansıması ise yönetilmesi son derece zor bir rekabet ve yetersizlik
hissidir. Standart bir ilişkide tehdit ya da kıyas unsuru belirli bir
çerçevedeyken, biseksüel bir partner söz konusu olduğunda potansiyel rekabet
alanı iki katına çıkar. Karşı taraf, "Partnerimin bende asla bulamayacağı
diğer cinse ait bir dinamiğe ihtiyacı var mı?" sorusuyla sürekli yüzleşmek
zorunda kalır. Bu durum, hiçbir insanın bir ilişkide taşımak istemeyeceği ağır
bir psikolojik yüktür. Hiç kimse, partnerinin zihninin veya arzusunun diğer
cinste de kalabileceği şüphesiyle sağlıklı bir bağ kuramaz.
Öte yandan,
muhafazakâr düzenin ve evlilik kurumunun sağladığı toplumsal konfordan
vazgeçmeyip, arkada gizli bir hayat sürdürme eğilimi de bu ikilemin en sık
rastlanan sonuçlarından biridir. Evli, çocuklu ve dışarıdan son derece nizami
bir aile yapısına sahip görünen bireylerin iki farklı hayat yaşaması; sadece
toplumsal baskı mağduriyetiyle açıklanamaz. Bu durum, kendi arzularından
vazgeçmeyip partnerini ve ailesini bir tür kalkan veya vitrin süsü olarak
kullanma ikiyüzlülüğüdür.
Sonuç olarak;
biseksüelliğin getirdiği karmaşa ve doyumsuzluk potansiyeli, ikili ilişkilerin
doğasındaki "birbirine adanmışlık" ilkesiyle derin bir çelişki
oluşturur. Aşk ve ilişki, bir seçim yapmayı ve o seçimin sorumluluğunu taşımayı
gerektirir. Biseksüelliğin barındırdığı ucu açık arzu yapısı ise, ilişkide
güvensizliği ve kararsızlığı kaçınılmaz kılar.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder