🌍 Choose your language

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

Yakışıklı Olmayan Bir Erkek Aşkta Şanssız Olmak Zorunda mı?



 Bir erkeğin yakışıklı olmadığını düşünelim. Çok belirgin yüz hatları yok, sosyal medyada gördüğümüz erkekler gibi kusursuz bir fiziği yok, belki saçları dökülüyor, belki göbeği var, belki de aynaya baktığında kendisini hiçbir zaman “yakışıklı” olarak tanımlayamıyor. Peki bütün bunlar onun aşkta şanssız olması gerektiği anlamına mı geliyor?

Günümüzde özellikle sosyal medya ve flört uygulamaları erkeklerin görünüşünü hiç olmadığı kadar ön plana çıkarıyor. Birkaç saniye içerisinde onlarca erkek görebiliyor, fotoğraflarına bakabiliyor ve hangisinin daha çekici olduğuna karar verebiliyoruz. Üstelik bu insanların büyük bir kısmı kendilerinin en iyi göründüğü fotoğrafları seçiyor. Işıklar, açılar, filtreler, spor salonunda çekilmiş fotoğraflar derken karşımıza gerçek hayattan çok daha kusursuz bir erkeklik görüntüsü çıkıyor.

Sonra kendi fotoğrafımıza bakıyoruz.

Ve kıyas başlıyor.

“Ben neden böyle görünmüyorum?”

Belki de asıl sorun tam burada başlıyor.


Yakışıklı olmak gerçekten özgüven getirir mi?

Yakışıklı bir erkeğin özgüvenli olması şaşırtıcı değildir. İnsanlardan daha fazla ilgi gördüğünü, beğenildiğini ve arzulandığını hisseden birinin kendisini daha değerli hissetmesi anlaşılabilir bir durumdur. Fakat burada ilginç olan başka bir şey var: Özgüven ile yakışıklılık birbirinin aynı şeyi değildir.

Çok yakışıklı olduğu düşünülen ama kendisini çirkin bulan insanlar da vardır. Sürekli kusur arayan, fotoğrafını beğenmeyen, başkalarıyla kendisini kıyaslayan ve karşısındaki insanların kendisini gerçekten beğendiğine inanmayan bir erkek, dışarıdan ne kadar yakışıklı görünürse görünsün özgüvenli olmak zorunda değildir.

Aynı şekilde toplumun güzellik anlayışına göre çok da yakışıklı olmayan bir erkek son derece özgüvenli olabilir. İnsanlarla rahat konuşabilir, kendisini saklamayabilir, flört etmekten çekinmeyebilir ve kendisini başkalarının onayına teslim etmeyebilir.

Demek ki mesele yalnızca yüzün nasıl göründüğü değil. İnsanın kendi yüzüne ve kendi bedenine nasıl baktığı da en az bunun kadar önemli.

 

Bir erkeğin değerini yakışıklılığı mı belirler?

Bunu sormak bile aslında içinde yaşadığımız görünüş merkezli dünyayı anlatıyor. Çünkü bir erkeğin değeri neden yüzünün simetrisiyle, saçının miktarıyla veya vücudunun şekliyle ölçülsün?

Yakışıklı olmak elbette avantaj sağlayabilir. Bunu inkâr etmeye gerek yok. Güzel görünen insanların ilk izlenimde daha fazla ilgi görmesi, özellikle flört uygulamalarında fiziksel görünüşün önemli olması şaşırtıcı değil. Fakat bir avantaj ile insanın bütün değerinin aynı şey olduğunu söylemek arasında çok büyük bir fark var.

Bir erkek yakışıklı olmadığı için daha kötü bir insan olmuyor. Daha az sevgi hak etmiyor. Daha az zeki, daha az eğlenceli, daha az sadık veya daha az değerli hale gelmiyor.

Hatta bazen bir insanın kendisini “çirkin” olarak tanımlaması, çevresinden aldığı mesajların bir sonucu olabiliyor. Çocukluğundan beri görünüşüyle ilgili alay edilen, sürekli daha yakışıklı erkeklerle kıyaslanan veya hiçbir zaman beğenilmediğini düşünen bir erkek, zamanla bunu kendi gerçeği haline getirebiliyor.

Bir süre sonra artık “İnsanlar beni beğenmiyor” demiyor.

“Ben beğenilecek biri değilim” diyor.

İşte ikisi arasında çok büyük bir fark var.

 

Yakışıklı olmayan erkek aşkta şanssız olmak zorunda mı?

Hayır. Fakat bunu söylerken gerçekleri de romantikleştirmemek gerekiyor.

Fiziksel görünüş flörtte önemlidir. İnsanlar birbirlerinden fiziksel olarak etkilenebilir ve bu son derece normaldir. Herkes herkesi çekici bulmak zorunda değildir. Bir erkeğin başka bir erkeği sırf kişiliği çok güzel diye fiziksel olarak arzulaması da garanti değildir.

Fakat fiziksel çekimin önemli olması, yalnızca yakışıklı erkeklerin ilişki yaşayabileceği anlamına gelmez.

Çünkü insanların çekici bulduğu şey yalnızca yüz değildir. Ses, bakış, konuşma biçimi, mizah anlayışı, beden dili, zekâ, kendine güven, sıcaklık, karakter ve iki insan arasındaki kimya da çekimin parçasıdır. Bir insanın fotoğrafına bakıp “çok yakışıklı” demekle, o insanla aynı masada oturup saatlerce konuşmak aynı şey değildir.

Flört uygulamalarında ilk değerlendirme çoğu zaman fotoğraf üzerinden yapılır. Gerçek hayatta ise insanın tamamıyla karşılaşırsınız.

Bu yüzden kendisini yakışıklı bulmayan bir erkeğin daha en başından “Benim şansım yok” diyerek kendisini yarıştan çıkarması belki de yaptığı en büyük hata olabilir.

 

En büyük problem bazen yüz değil, kendini saklamak

Kendisini çirkin bulan bir erkek zamanla bazı şeyleri yapmamaya başlayabilir. Fotoğraf çektirmez. Flört uygulamalarında profil oluşturmaz. İnsanlarla göz göze gelmez. Hoşlandığı birine yaklaşmaz. Buluşma teklif edildiğinde karşı tarafın kendisini gerçek hayatta beğenmeyeceğini düşünerek geri çekilir.

Ve sonra yalnız kalır.

Yalnızlığının sebebini de yakışıklı olmamasına bağlar.

Oysa dışarıdan bakıldığında görünen şey bazen bambaşkadır: İnsan kendisine hiçbir fırsat vermemiştir.

Elbette özgüven kazanmak “Ben aslında dünyanın en yakışıklı erkeğiyim” diyerek olmaz. Buna kendimizi inandırmak zorunda da değiliz. Belki gerçekten çok yakışıklı değiliz. Belki başkalarının güzellik anlayışına göre sıradanız. Belki bazı fiziksel özelliklerimizi hiçbir zaman sevmeyeceğiz.

Ama insanın kendisini sevmek için kendisini yakışıklı bulması gerekiyor mu?

Belki de özgüven tam olarak burada başlıyor.

Kendisine “yakışıklısın” diyemeyen bir erkeğin bile aynaya bakıp “Evet, benim yüzüm bu. Ben buyum. Ve yine de sevilmeye, arzulanmaya ve mutlu olmaya hakkım var” diyebilmesi.

 

Peki yakışıklı olmak özgüven getirir mi?

Getirebilir. Ama tek başına yetmez.

Çünkü sürekli dışarıdan gelen beğeniye bağlı bir özgüven, beğeni ortadan kalktığında kolayca yıkılabilir. Bugün yakışıklı olduğunuzu söyleyen insanlar yarın başka birini beğenebilir. Yaşlanabilirsiniz. Saçlarınız dökülebilir. Kilonuz değişebilir. Yüzünüz değişebilir.

Eğer bütün değeriniz görüntünüzün üzerine kurulmuşsa, görüntünüz değiştiğinde kendiniz hakkında ne düşüneceksiniz?

Belki de gerçek özgüven, insanların sizi yakışıklı bulmasından değil, insanların sizi yakışıklı bulmadığı bir durumda bile kendinizi değersiz hissetmemekten geçiyor.

Çünkü yakışıklı olmak güzel bir şey olabilir. İlgi görmek de güzel olabilir. Arzulandığını hissetmek de insanı mutlu edebilir. Ama bunların hiçbiri bir insanın bütün değerini belirlemez.

Yakışıklı olmayan bir erkek aşkta şanssız olmak zorunda değil.

Ama kendisini daha en başından “şanssız” ilan ederse, belki de başkalarının ona vereceği şansı kendisi elinden almış olur.


Editör – Ali Sinop

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar