🌍 Choose your language

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

“XX Var mı?”



 

Gay tanışma uygulamalarında bazı kelimelerin anlamını öğrenmek için sözlüğe ihtiyacınız yoktur.

Uygulamayı biraz kullandıysanız zaten anlarsınız.

“Foto var mı?”

“XX?”

“XX mevcut mu?”

Bazen sadece iki harf.

Ama o iki harfin ne anlama geldiğini herkes bilir.

Çıplak fotoğraf.

Ve gay tanışma uygulamalarında bu iki harf, neredeyse ayrı bir iletişim biçimine dönüşmüş durumda.


“Daha merhaba demeden”

Bir uygulamaya giriyorsunuz.

Profil fotoğrafı var.

Birbirinizi beğeniyorsunuz.

“Selam” diyorsunuz.

Karşıdan birkaç kelime geliyor.

Sonra:

“XX?”

Henüz adını bile bilmiyorsunuz.

Nerede yaşadığını bilmiyorsunuz.

Nasıl biri olduğunu bilmiyorsunuz.

Belki profilindeki birkaç fotoğraf dışında hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz.

Ama bedeniniz hakkında bir fikir edinmek istiyor.

Bunun ne kadar hızlı gerçekleştiğine bazen alışıyorsunuz.

Hatta bir süre sonra şaşırmamaya başlıyorsunuz.

Çünkü uygulamaların kendi küçük kültürü var.

Ve bu kültürde “XX?” sorusu neredeyse “Nasılsın?” kadar sıradanlaşabiliyor.


“Neden bu kadar yaygın?”

Çünkü gay tanışma uygulamalarında fiziksel çekim zaten iletişimin önemli bir parçası.

İnsanlar birbirlerini çoğu zaman önce fotoğraflarından görüyor.

Bir yüz.

Bir vücut.

Birkaç kelimelik profil.

Sonra karar.

Çekici buldun mu?

Evet.

Hayır.

Belki.

Bu kadar hızlı tüketilen bir iletişim biçiminde bedenin konuşmanın merkezine yerleşmesi çok şaşırtıcı değil.

Ama “bedenini merak etmek” ile “senden hemen çıplak fotoğraf istemek” arasında ciddi bir fark var.

Ve bu fark bazen kayboluyor.


“Herkes istiyor zaten”

Belki de en ilginç tarafı bu.

Çünkü bazı erkekler XX göndermeyi ya da istemeyi gerçekten sorun olarak görmüyor.

Onlar için bu sadece uygulamanın bir parçası.

“İstemiyorsan göndermezsin.”

“Adam merak etmiş.”

“Ne var bunda?”

Ve gerçekten de tek başına bir erkeğin çıplak fotoğraf istemesinde şaşırtıcı bir şey yok.

İki yetişkin insan arasında, karşılıklı rıza olduğu sürece cinsel merakın kendisi problem değil.

Asıl ilginç olan, bunun ne kadar otomatikleştiği.

Birini tanımaya çalışırken ilk birkaç dakikada bedenine ulaşmaya çalışmak neden bu kadar normal?

Neden “Seni biraz tanıyabilir miyim?” sorusundan önce “XX var mı?” gelebiliyor?

Belki de mesele fotoğraftan çok, tanışmanın nasıl değiştiği.


“XX bazen sadece XX değildir”

Birinden çıplak fotoğraf istemek her zaman yalnızca çıplak bir fotoğraf istemek anlamına gelmeyebilir.

Bazen “Seni çekici buluyorum” demektir.

Bazen “Aramızdaki fiziksel çekimi merak ediyorum.”

Bazen “Seni daha yakından görmek istiyorum.”

Bazen de gerçekten sadece fotoğraftır.

Ama bazen karşı tarafın üzerinde başka bir baskı oluşturabilir:

“Göndermezsem ilgisini kaybeder mi?”

İşte o noktada mesele değişiyor.

Çünkü bazı insanlar istemedikleri halde gönderiyor.

Karşısındaki erkekle tanışma ihtimalini kaybetmemek için.

Reddedilmemek için.

“Acaba yeterince çekici miyim?” düşüncesiyle.

Ya da herkes gönderiyor diye.

Bu noktada iki harf, iki harften çok daha büyük bir şeye dönüşebiliyor.


“Göndermeyince ne oluyor?”

Bazı insanlar için cevap çok basit:

“Yok.”

Ve konuşma devam ediyor.

Bazıları içinse konuşma bir anda bitiyor.

Mesaj okunuyor.

Cevap gelmiyor.

Adam ortadan kayboluyor.

Belki de o kişi aslında yalnızca bir fotoğraf istiyordu.

Ama bunu bilmek bazen yine de can sıkıyor.

Çünkü insan ister istemez kendisine şu soruyu soruyor:

“Demek ki beni tanımak istemiyordu.”

Belki de gerçekten öyle.

Belki de bu kötü bir şey değil.

Bazen bir insanın ne aradığını erken öğrenmek, sonradan hayal kırıklığı yaşamaktan daha iyidir.


“Peki XX göndermek yanlış mı?”

Hayır.

Bence mesele burada da “doğru–yanlış” ikiliğine sıkışmamalı.

Yetişkin bir insan kendi bedeniyle ilgili neyi paylaşacağına kendisi karar verebilir.

Birine çıplak fotoğraf göndermek isteyen gönderir.

Göndermek istemeyen göndermez.

Sorun, istememeyi açıklamak zorunda hissetmek.

“Niye atmıyorsun?”

“Güvenmiyor musun?”

“Bir tane atsan ne olur?”

“Ben attım ama.”

“Bana güvenmiyorsan neden konuşuyoruz?”

Bunlar artık meraktan çıkıp baskıya dönüşebilir.

Ve hiç kimse bir tanışma uygulamasında konuşmaya devam edebilmek için bedenini kanıtlamak zorunda değil.


“Belki de en garip tarafı şu”

Bir erkeğin yüzünü görmek için bazen günlerce konuşabiliyoruz.

Ama bedenini görmek için iki dakika beklemiyoruz.

Birinin müzik zevkini merak ediyoruz.

Nerede çalıştığını soruyoruz.

Hangi filmleri sevdiğini öğreniyoruz.

Ama sonra bir anda:

“XX?”

Sanki bütün bunlardan daha önemliymiş gibi.

Belki de bu, gay erkeklerin tanışma kültüründeki daha büyük bir sorunun küçük bir örneği.

Birbirimizi tanımaya çalışırken bile birbirimizi ne kadar hızlı tüketiyoruz?

Bir insanı önce bir fotoğrafa, sonra bir bedene, sonra birkaç kelimeye indirgediğimizde geriye tanışmak için ne kalıyor?


“Yine de o iki harfin altında başka bir şey var”

Bütün bunları söylerken XX isteyen herkesin kötü niyetli olduğunu düşünmek de haksızlık olur.

Çünkü arzu gay hayatının bir parçası.

Fiziksel çekim de öyle.

Bir erkeği beğenmek, bedenini merak etmek, cinsel olarak çekici bulmak utanılacak şeyler değil.

Belki sorun arzuda değil.

Hızda.

Ve belki biraz da beklentide.

Bir insanın bedenini görmek istemek başka.

O insanın bedenini sana göstermek zorunda olduğunu düşünmek başka.

Aradaki çizgi aslında oldukça basit:

İstemek hakkın.
Karşı tarafın vermek zorunda olması değil.


XX?” yerine “Nasılsın?” diyebilir miyiz?”

Belki.

En azından bazen.

Çünkü bir tanışma uygulamasındaki herkes aşk aramıyor.

Herkes ilişki istemiyor.

Herkes arkadaşlık peşinde de değil.

Bazen iki insan sadece birbirini çekici buluyor ve bunun nereye gideceğini görmek istiyor.

Bu da gayet normal.

Ama insanı merak etmekle bedenini merak etmek arasında hâlâ bir fark var.

Ve belki de bütün mesele, o farkı kaybetmemek.

Çünkü bir gün “XX?” diye başlayan bir konuşma gerçekten güzel bir şeye dönüşebilir.

Ama bazen de o iki harf, konuşmanın başından beri aradığınız şeyin karşınızdaki insan değil, yalnızca onun bedeni olduğunu ortaya çıkarır.

Belki de bunu bilmek de kötü değildir.

En azından kiminle konuştuğumuzu daha erken anlamış oluruz.


Editör – Ali Sinop

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar