🌍 Choose your language

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

Eşcinselliğe Toplumda Neden Hep Cinsellik Üzerinden Bakılır?

 


Eşcinsellik denildiğinde toplumun aklına neden ilk olarak cinsellik geliyor?

Bu soruyu sormak gerekiyor.

Çünkü eşcinsel bir insan hakkında konuşmaya başladığımızda konu çoğu zaman onun nasıl biri olduğundan, kimi sevdiğinden, nasıl bir hayat yaşadığından ya da neler hissettiğinden önce cinselliğine getiriliyor.

Sanki eşcinsel bir insanın hayatındaki en önemli, hatta bazen tek mesele buymuş gibi.

Oysa eşcinsellik bir insanın bütün hayatı değildir.

Bir insan eşcinseldir. Aynı zamanda bir evlattır, arkadaştır, çalışandır, öğrencidir, sanatçıdır, komşudur, âşık olabilir, ayrılabilir, yalnız kalabilir, hayal kurabilir, hata yapabilir. Kısacası bir insandır.

Fakat toplumun eşcinselliğe bakışında çoğu zaman bunların önüne cinsel yönelim geçiyor.


Neden?

Bunun önemli nedenlerinden biri önyargı.

Heteroseksüellik toplum tarafından çoğu zaman hayatın doğal ve sorgulanmayan bir parçası olarak görülüyor. Bir erkek bir kadından hoşlandığında bunun üzerine uzun uzun düşünülmüyor.

Ama aynı şey iki erkek arasında olduğunda insanlar bir anda daha fazla merak etmeye başlıyor.

“Ne zaman fark etti?”

“Nasıl eşcinsel oldu?”

“Bunu nasıl yaşıyor?”

Hatta konu bazen kişinin özel hayatına kadar taşınıyor.

Buradaki problem, merakın kendisinden çok merakın yöneldiği yer.

Çünkü heteroseksüel bir insanın özel hayatını konuşurken bile onun bütün varlığını cinselliğine indirgemiyoruz. Eşcinsel bir insan söz konusu olduğunda ise bunu çok daha kolay yapabiliyoruz.

Sanki “eşcinsel” kelimesi, insanın geri kalan bütün özelliklerini silip yalnızca cinsel yönelimini bırakıyor.


“Eş-cinsel” kelimesi bile bunu düşündürüyor mu?

“Eşcinsel” kelimesini duyduğumuzda içindeki “cinsel” kelimesi ister istemez dikkat çekiyor.

Elbette burada kelimenin kendisini suçlamak doğru değil. “Cinsel” ifadesi, kişinin cinsel yönelimini anlatıyor. Kelimenin varlığı bir problem değil.

Problem, bizim eşcinselliği nasıl algıladığımız.

Çünkü bir kavramın içinde “cinsel” kelimesinin bulunması, o kavramın yalnızca cinsel davranıştan ibaret olduğu anlamına gelmez.

Cinsel yönelim, insanın kimden hoşlandığı ve kime romantik ya da cinsel çekim duyabildiğiyle ilgilidir.

Ama toplum bazen bunun yalnızca ikinci kısmını görmek istiyor.

Ve ortaya tuhaf bir durum çıkıyor:

Bir insanın kimi sevdiği konuşulurken, konu sürekli olarak onun ne yaptığına indirgeniyor.


Eşcinsel bir insanın aşkı neden bu kadar kolay cinselliğe indirgeniyor?

Çünkü toplum uzun yıllar boyunca eşcinselliği normal bir insan ilişkisi olarak görmek yerine, “farklı” ve “sakıncalı” bir davranış biçimi olarak değerlendirdi.

Bu bakış açısı bugün tamamen ortadan kalkmış değil.

Eşcinsel bir çift el ele tutuştuğunda bile bazı insanların aklına ilişkinin kendisinden önce cinsellik gelebiliyor.

Oysa iki insanın el ele tutuşması neden doğrudan cinsellik olarak görülmeli?

Birbirlerini sevmeleri neden yalnızca yatak odası üzerinden düşünülmeli?

Birlikte yemek yemeleri, sinemaya gitmeleri, kavga etmeleri, barışmaları, birbirlerini özlemeleri, birbirlerine destek olmaları neden bir heteroseksüel çiftte olduğu gibi sıradan bir ilişki olarak görülmesin?

İşte burada önyargı kendini gösteriyor.

Çünkü mesele artık eşcinsel insanların ne yaptığı değil.

Onlara nasıl baktığımız.


Eşcinsellik bir insanın bütün kimliği değildir

Belki de en büyük yanılgılardan biri burada.

Bir insanın eşcinsel olduğunu öğrendiğimizde onun hakkında bildiğimiz tek şey cinsel yönelimidir.

Ama nedense bazen bundan çok daha fazlasını bildiğimizi düşünüyoruz.

Hayır.

Birinin eşcinsel olduğunu bilmek, onun nasıl biri olduğunu söylemez.

İyi biri olabilir.

Kötü biri olabilir.

Çekingen olabilir.

Sosyal olabilir.

Komik olabilir.

Sıkıcı olabilir.

Romantik olabilir.

Romantik olmayabilir.

Bunların hiçbirini cinsel yönelimi belirlemez.

Tıpkı heteroseksüel bir insanın kadınlardan ya da erkeklerden hoşlanmasının onun karakterini tek başına belirlememesi gibi.

Eşcinsel bir insanı yalnızca eşcinselliği üzerinden değerlendirmek, onu tanımadan hakkında bir sürü şey varsaymak anlamına gelir.


Asıl mesele cinsellik değil, bakış açımız

Cinsellik insan hayatının doğal bir parçasıdır.

Bunda utanılacak veya ayıplanacak bir şey yok.

Ama eşcinselliği konuşurken sürekli cinselliğin kendisine odaklanmak başka bir şeydir.

Çünkü bu durumda eşcinsel insanı görmeyi bırakıp onun yönelimini görmeye başlarız.

Bir insanın hayatındaki tek önemli şey cinsel yönelimiymiş gibi davranırız.

Ve bu, görünüşte merak gibi dursa da çoğu zaman önyargının bir sonucudur.

Çünkü heteroseksüel bir insanı “insan” olarak görüp eşcinsel bir insanı önce “eşcinsel” olarak görüyorsak, burada eşit bir bakıştan söz etmek zor.


Belki de sormamız gereken soru bu;

Eşcinsellik neden cinsellikle bu kadar özdeşleştiriliyor?

cevap eşcinsellikte değil, toplumun ona bakışında.

Çünkü eşcinsel insanın hayatında aşk da var, yalnızlık da var, arkadaşlık da var, aile de var, iş de var, hayaller de var, hayal kırıklıkları da var.

Tıpkı herkes gibi.

Cinsel yönelim bunların yalnızca bir parçası.

Bir eşcinsel insanı gerçekten görmek istiyorsak, önce onu yalnızca cinsel yöneliminden ibaret görmeyi bırakmamız gerekiyor.

Çünkü eşcinselliği yalnızca cinsellik üzerinden görmek, aslında eşcinsel insanı da yalnızca cinselliğinden ibaret görmek demektir.

Sorun eşcinsellikte değil.

Sorun, eşcinsel bir insana karşı olan bakış açısında.


Editör – Ali Sinop

 

 

 


Yorumlar

Popüler Yayınlar