“Sen Hiç Gay Gibi Görünmüyorsun” Cümlesi Neden Rahatsız Edici Olabilir?
Birçok LGBT bireyin hayatında en az bir kez duyduğu
cümlelerden biridir bu:
“Ama sen hiç gay gibi görünmüyorsun.”
Bunu söyleyen insanların çoğu gerçekten hakaret etmek
istediğini düşünmez. Hatta bazen bunu bir iltifat gibi söylediklerini bile
sanırlar. Ama cümlenin altında yatan düşünceye biraz dikkat edince, neden
rahatsız edici olabildiği daha net görülür.
Peki “gay gibi
görünmek” tam olarak ne demek?
Bu soruyu sorduğumuzda çoğu insanın aklına benzer
imgeler gelir:
- feminen davranışlar,
- belirli bir konuşma tarzı,
- abartılı jest ve mimikler,
- moda veya bakım konusunda belirli bir stereotip.
Oysa eşcinsel erkeklerin hepsi aynı değildir. Bazıları
feminen olabilir, bazıları maskülen olabilir, bazıları ise bu iki kutbun
hiçbirine tam olarak uymaz. Aynı durum biseksüel, trans veya queer bireyler
için de geçerlidir.
Bir insanın yürüyüşünden, ses tonundan, kıyafetinden
ya da hobilerinden onun cinsel yönelimini anlamaya çalışmak, aslında oldukça
sınırlayıcı bir bakış açısıdır.
Bu cümle neden
rahatsız eder?
Çünkü çoğu zaman şu mesajı taşır:
“Benim kafamda bir gay tipi var ve sen o tipe
benzemiyorsun.”
Yani kişi farkında olmadan, LGBT bireyleri tek bir
kalıba indirger. Bu da hem feminen eşcinsel erkekleri hem de feminen olmayan
eşcinsel erkekleri görünmezleştirebilir.
İşin ilginç tarafı, aynı kişi başka birine de şunu
söyleyebilir:
“Zaten gay olduğu belli.”
Bir tarafta “fazla belli olmak”, diğer tarafta “hiç
belli olmamak” eleştiriliyor. Bu da gösteriyor ki sorun çoğu zaman kişinin
kendisi değil, toplumun kafasındaki dar temsil anlayışı.
İltifat gibi görünmesinin nedeni
Bazı insanlar bu cümleyi şöyle bir niyetle kurar:
“Seni normal
buluyorum.”
Ama burada fark edilmesi gereken şey şu: Eğer “normal”
olmak için belirli bir stereotipe benzememek gerekiyorsa, bu dolaylı olarak o
stereotipe benzeyen LGBT bireyleri “normal olmayan” bir yere itmiş olur.
Yani niyetleri kendilerince iyi bile olsa, cümle bazen
farkında olmadan şu anlamı taşıyabilir:
“Senden
beklediğim olumsuz özellikler sende yok.”
Bu yüzden birçok queer birey bu sözü duyduğunda
kendini rahatlamış değil, tam tersine garip bir şekilde yargılanmış hisseder.
Medyanın etkisi büyük
Bu algının oluşmasında medyanın da payı var. Uzun
yıllar boyunca dizilerde ve filmlerde eşcinsel erkek karakterler çoğunlukla:
- aşırı feminen,
- sadece komik,
- ilişki hayatı gösterilmeyen,
- hikâyenin merkezinde değil kenarında duran karakterler olarak yazıldı.
İnsanlar gerçek hayatta farklı eşcinsel bireylerle
karşılaşmadığında, ellerinde yalnızca bu sınırlı temsil kalıyor. Sonra da
gerçek biriyle tanıştıklarında şaşırıp şu cümleyi kuruyorlar:
“Hiç öyle
durmuyorsun.”
Aslında şaşırdıkları şey kişinin eşcinsel olması
değil; kendi stereotiplerinin gerçeği yansıtmaması.
Peki nasıl tepki verilmeli?
Bu cümleyi duyduğunda herkesin vereceği tepki farklı
olabilir. Bazıları görmezden gelir, bazıları espriyle geçiştirir, bazıları ise
açıklama yapmayı tercih eder.
Belki en sakin cevaplardan biri şudur:
“Gaylerin tek bir görünüşü yok ki.”
Bu cevap hem tartışmayı büyütmez hem de karşı tarafa
düşünmesi için küçük bir kapı açar. Çünkü mesele kişisel savunmadan çok,
toplumun kafasındaki kalıpları sorgulamaktır.
Asıl sorun görünüş değil, beklentidir
Bir insanın eşcinsel olduğunu öğrendiğimizde
şaşırmamızın nedeni çoğu zaman onun görünüşü değil, bizim önceden kurduğumuz
beklentidir.
Queer insanlar tek tip değildir. Kimi spor yapmayı
sever, kimi makyaj yapmayı, kimi video oyunlarını, kimi modayı, kimi hiçbir
stereotipe uymayan tamamen kendine özgü bir hayat yaşamayı tercih eder.
“Bir insanın eşcinsel olduğunu anlamak için gerçekten
belirli bir görünüşe ihtiyacımız var mı?”
Çünkü çoğu zaman cevap oldukça basittir:
Hayır. İnsanlar sadece kendileri gibi görünürler.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder