“Kıskançlık İlişkiyi Nasıl Etkiler?”
Kıskançlık hakkında konuşurken herkesin aklına aynı
cümle gelir:
“Seviyorsan kıskanırsın.”
Ama bence mesele bu kadar basit değil. Çünkü bazen
kıskançlık sevgiden değil, kaybetme korkusundan doğuyor. Bazen de insan
karşısındakini değil, aslında kendi yetersizlik hissini kıskanıyor.
İlişkilerde en tuhaf duygulardan biri bu olabilir. Bir
yandan partnerini önemsediğini hissettiriyor, diğer yandan dozunu kaçırdığında
ilişkinin içine görünmez bir gerginlik yerleştiriyor.
Benim dikkatimi çeken şey şu: Kıskançlık çoğu zaman
büyük olaylarla başlamıyor. Partnerin bir fotoğrafı beğenmesi, bir arkadaşından
sık bahsetmesi ya da bir mesajı geç cevaplaması bile insanın kafasında
senaryolar üretmesine yetebiliyor. O anda yaşanan şey çoğu zaman öfke gibi
görünse de, altında genellikle şu soru yatıyor:
“Ya benden uzaklaşıyorsa?”
Sorun da tam burada başlıyor. Çünkü insan bu korkuyu
konuşmak yerine sakladığında, ilişki yavaş yavaş bir sorgulama alanına
dönüşebiliyor. “Kiminleydin?”, “Neden cevap vermedin?”, “O kişiyi neden bu
kadar seviyorsun?” gibi cümleler bazen sevgiyi korumaya çalışmak gibi
hissediliyor ama karşı tarafta tam tersine güvensizlik hissi yaratabiliyor.
Özellikle queer ilişkilerde kıskançlık bazen daha
karmaşık yaşanabiliyor. Açık yaşayamamak, geçmişte reddedilmek ya da ilişkiyi
güvenli bir alan olarak görmek, kaybetme korkusunu daha yoğun
hissettirebiliyor. Bu yüzden birçok insan aslında partnerini değil, kurduğu o
güvenli alanı kaybetmekten korkuyor olabilir.
Bence kıskançlığın ilişkiye verdiği en büyük zarar,
insanı sürekli karşı tarafın davranışlarını okumaya zorlaması. Bir süre sonra
ilişkiyi yaşamaktan çok, işaret aramaya başlıyorsun. Oysa sevgi bazen en çok sürekli kanıt istemediğinde nefes alabiliyor.
Yine de şunu söylemek de gerçekçi olmaz: “Hiç
kıskanmayın.” Kıskançlık tamamen yok olması gereken bir duygu değil. Hatta
bazen ilişkinin bizim için önemli olduğunu gösteren küçük bir alarm gibi
çalışabiliyor. Önemli olan, o alarmın bütün evi ele geçirmemesi.
Belki de sağlıklı bir ilişkinin ölçüsü, hiç
kıskanmamak değil; kıskandığında bunu korkuya, kontrole ve suçlamaya
dönüştürmeden yaşayabilmek. Çünkü sevgi ile sahiplenme arasındaki çizgi bazen
düşündüğümüzden çok daha ince olabiliyor.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder