“Kulaklığı Unutulan Bir Günün Anatomisi”
Yoktu.
Çantamı altüst ettim…
Ve o acı gerçekle yüzleştim:
Kulaklığımı evde unutmuştum.
O an yaşadığım hissi size nasıl anlatsam? Sanki sokağa
çıplak çıkmışım, sanki herkes bana bakıyormuş ama en kötüsü, birazdan o yirmi
dakikalık metro yolculuğunda yalnızca kendi düşüncelerimle baş başa
kalacakmışım gibi hissettiren o hafif panik dalgası...
Sahi, biz ne ara sessizlikten, daha doğrusu kendi
kafamızın içindeki o sesten bu kadar korkar olduk?
Farkında mısınız bilmem ama yavaş yavaş birer arka
plan gürültüsü bağımlısına dönüştük.
Sabah uyanır uyanmaz bir podcast açılıyor. Sokakta
yürürken kulaklıklar kulağa takılıyor. Yemek yaparken aslında izlemediğimiz bir
dizinin sesi evin içinde dolaşıyor.
Sanki hayatın her anını mutlaka bir ses doldurmalıymış
gibi yaşıyoruz.
Zihnimizi o kadar kesintisiz bir içerik akışına maruz
bırakıyoruz ki, beynimize dönüp "Bugün gerçekten ne hissettin?" diye
soracak birkaç dakikalık sessizliği bile çok görüyoruz.
Bunun sosyal hayatımıza da görünmeyen bir bedeli var.
Sokakta yürürken kulaklıklarını takmış insanlara
bakın.
Herkes kendi dijital fanusunun içinde.
Kimse etrafını duymuyor.
Kimse dışarıyla temas kurmuyor.
Eskiden istemeden de olsa yan masadaki komik bir
konuşmaya kulak misafiri olurduk, otobüste yaşlı bir amcanın anlattığı ilginç
bir hikâyeyi dinlerdik ya da sokakta hiç beklemediğimiz küçük bir ana tanıklık
ederdik.
Şimdi ise dış dünyayla aramıza görünmez duvarlar
örüyoruz.
Belki de farkında olmadan hayatın getirebileceği küçük
sürprizlere, yeni tanışmalara ve hatta olası flörtlere bile kapıyı biz
kapatıyoruz.
Peki o gün metrodaki kulaklıksız yirmi dakikam nasıl
geçti?
İlk beş dakika gerçekten huzursuzdum.
Sonra mecburen etrafı dinlemeye başladım.
Yanımdaki iki gencin hararetli flört dedikodularını
duydum.
Reklam panolarındaki daha önce hiç fark etmediğim
ayrıntıları gördüm.
Ve uzun zamandır düşünmediğim bazı şeyleri düşünmeye
başladım.
Belki de kulaklığı evde unutan ben değildim.
Belki de uzun zamandır unuttuğum şey, sessizliğin
kendisiydi.
Belki de ara sıra kulaklıklarımızı bilerek evde
bırakmalıyız.
Çünkü dünyanın gürültüsünü susturmak kolaydır.
Asıl cesaret, kendi içimizdeki sesi duyabilmektir.
Ali Sinop – Editör

Yorumlar
Yorum Gönder