🌍 Choose your language

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

“Kulaklığı Unutulan Bir Günün Anatomisi”





Geçen gün evden çıkıp metronun merdivenlerine yöneldiğimde elim gayriihtiyari cebime gitti.

Yoktu.

Çantamı altüst ettim…

Ve o acı gerçekle yüzleştim:

Kulaklığımı evde unutmuştum.

O an yaşadığım hissi size nasıl anlatsam? Sanki sokağa çıplak çıkmışım, sanki herkes bana bakıyormuş ama en kötüsü, birazdan o yirmi dakikalık metro yolculuğunda yalnızca kendi düşüncelerimle baş başa kalacakmışım gibi hissettiren o hafif panik dalgası...

Sahi, biz ne ara sessizlikten, daha doğrusu kendi kafamızın içindeki o sesten bu kadar korkar olduk?

Farkında mısınız bilmem ama yavaş yavaş birer arka plan gürültüsü bağımlısına dönüştük.

Sabah uyanır uyanmaz bir podcast açılıyor. Sokakta yürürken kulaklıklar kulağa takılıyor. Yemek yaparken aslında izlemediğimiz bir dizinin sesi evin içinde dolaşıyor.

Sanki hayatın her anını mutlaka bir ses doldurmalıymış gibi yaşıyoruz.

Zihnimizi o kadar kesintisiz bir içerik akışına maruz bırakıyoruz ki, beynimize dönüp "Bugün gerçekten ne hissettin?" diye soracak birkaç dakikalık sessizliği bile çok görüyoruz.

Bunun sosyal hayatımıza da görünmeyen bir bedeli var.

Sokakta yürürken kulaklıklarını takmış insanlara bakın.

Herkes kendi dijital fanusunun içinde.

Kimse etrafını duymuyor.

Kimse dışarıyla temas kurmuyor.

Eskiden istemeden de olsa yan masadaki komik bir konuşmaya kulak misafiri olurduk, otobüste yaşlı bir amcanın anlattığı ilginç bir hikâyeyi dinlerdik ya da sokakta hiç beklemediğimiz küçük bir ana tanıklık ederdik.

Şimdi ise dış dünyayla aramıza görünmez duvarlar örüyoruz.

Belki de farkında olmadan hayatın getirebileceği küçük sürprizlere, yeni tanışmalara ve hatta olası flörtlere bile kapıyı biz kapatıyoruz.

Peki o gün metrodaki kulaklıksız yirmi dakikam nasıl geçti?

İlk beş dakika gerçekten huzursuzdum.

Sonra mecburen etrafı dinlemeye başladım.

Yanımdaki iki gencin hararetli flört dedikodularını duydum.

Reklam panolarındaki daha önce hiç fark etmediğim ayrıntıları gördüm.

Ve uzun zamandır düşünmediğim bazı şeyleri düşünmeye başladım.

Belki de kulaklığı evde unutan ben değildim.

Belki de uzun zamandır unuttuğum şey, sessizliğin kendisiydi.

Belki de ara sıra kulaklıklarımızı bilerek evde bırakmalıyız.

Çünkü dünyanın gürültüsünü susturmak kolaydır.

Asıl cesaret, kendi içimizdeki sesi duyabilmektir.


Ali Sinop – Editör


Yorumlar

Popüler Yayınlar