“İçselleştirilmiş Homofobi: Sessizce Taşınan Bir Yük”
LGBTQ+ bireyler çoğu zaman yalnızca dışarıdan gelen ayrımcılık, önyargı ve nefret söylemleriyle değil, yıllarca maruz kaldıkları olumsuz mesajların kendi benliklerinde bıraktığı etkilerle de mücadele etmek zorunda kalabiliyor. Psikolojide bu duruma içselleştirilmiş homofobi adı verilir.
Bu kavram, eşcinsel veya queer bireyin toplumdan
duyduğu olumsuz yargıları zamanla kendi benliğine yöneltmesi anlamına gelir.
Kişi bilinçli olarak homofobik olmak istemese bile, çevresinden duyduğu
mesajlar özsaygısını ve kendilik algısını etkileyebilir.
İçselleştirilmiş
homofobi nasıl ortaya çıkar?
Hiç kimse bu duyguyla doğmaz. Çocukluk ve ergenlik
döneminde duyulan bazı ifadeler, zamanla kişinin kendi kimliğine bakışını
etkileyebilir.
Örneğin bir çocuk, okulda eşcinselliğin alay konusu
yapıldığını görebilir, medyada olumsuz temsillere maruz kalabilir ya da
"erkek şöyle olur", "kız böyle davranmalı" gibi katı
toplumsal beklentilerle büyüyebilir. Daha sonra kendi duygularının
hemcinslerine yöneldiğini fark ettiğinde, bu durum kafa karışıklığı, korku veya
utanç duygularına yol açabilir.
Burada sorun kişinin yönelimi değil, yönelimine
yüklenen olumsuz toplumsal anlamlardır.
Belirtileri
neler olabilir?
İçselleştirilmiş homofobi herkeste aynı şekilde
görülmez. Ancak şu durumlar buna işaret edebilir:
- "Keşke böyle hissetmeseydim" diye düşünmek,
- Başka LGBTQ+ bireylerden uzak durmaya çalışmak,
- Feminen ya da maskülen davranışlarından utanmak,
- İlişkilerini sürekli gizleme ihtiyacı hissetmek,
- Mutlu ve sağlıklı bir queer yaşamın mümkün olduğuna inanmamak,
- Kendini sürekli heteroseksüel insanlarla karşılaştırmak.
Bu duygular uzun süre devam ettiğinde kişinin
özsaygısını, ilişkilerini ve ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.
LGBTQ+
topluluğu içinde de görülebilir mi?
Evet. İçselleştirilmiş homofobi yalnızca heteroseksüel
insanların LGBTQ+ bireylere yönelik tutumlarından kaynaklanmaz. Bazen queer
toplulukların içinde de "fazla feminen", "fazla maskülen"
ya da "daha gizli yaşamalı" gibi yargılar üretilebilir.
Bu nedenle mesele yalnızca toplum tarafından kabul
görmek değil, çeşitliliği kendi içimizde de kabul edebilmektir.
Bu duyguyla baş
etmek mümkün mü?
Evet. İçselleştirilmiş homofobi bir gecede ortadan
kalkmayabilir, ancak fark edilip üzerinde çalışılabilir. Bunun ilk adımı,
kişinin kendine karşı dürüst olmasıdır.
Şu sorular yardımcı olabilir:
- Bu düşünce gerçekten bana mı ait?
- Yoksa yıllardır duyduğum toplumsal yargıların bir yansıması mı?
- Aynı durumda bir arkadaşım olsa ona da bu kadar sert davranır mıydım?
- Kendimi suçlamamın nedeni yönelimim mi, yoksa insanların buna verdiği
tepkiler mi?
Destekleyici arkadaşlar, queer topluluklarla bağ
kurmak, olumlu LGBTQ+ temsilleri görmek ve gerekirse psikolojik destek almak
iyileşme sürecini güçlendirebilir.
Kendini kabul
etmek neden önemlidir?
Kendini kabul etmek, her zaman korkusuz olmak anlamına
gelmez. Kaygılar, çekinceler ve zor günler yine olabilir. Ancak kişi zamanla
şunu fark edebilir:
Sorun benim kim olduğum değil; kim olduğumun
yıllarca yanlış anlaşılmış ve olumsuz yargılarla çevrelenmiş olması.
Queer olmak utanılacak bir kusur değil, insan
çeşitliliğinin doğal bir parçasıdır. Her birey; sevme, sevilme, güven içinde
yaşama ve kendisi olabilme hakkına sahiptir.
İçselleştirilmiş homofobi, birçok LGBTQ+ bireyin
sessizce taşıdığı görünmez bir yük olabilir. Bu yükün farkına varmak ise onu
taşımak zorunda olmadığımızı anlamanın ilk adımıdır.
Çünkü kendini sevmek bazen uzun bir yolculuktur; ama
bu yolculuğun en önemli gerçeği şudur:
Varoluşunu savunmak zorunda kalmadan yaşayabilmek
herkesin hakkıdır.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder