“Heteroseksüel İlişkiler İnsan Haklarına Aykırı”
Heteroseksüel
ilişkiler, toplumlar ve inançlar önünde kabul görmüş, makbul sayılan
ilişkilerdir. En kısa tanımıyla; iki zıt cinsin bir araya gelmesiyle oluşur.
Toplum nazarında "doğru" olan budur.
Ama aynı toplum
çocuklar henüz küçük yaşlardayken, özellikle o her şeyi bilen mahalle
kültürünün koyu gölgesinde kız çocukları kendi aralarında bir oyun evreni
kurarken, erkekler bambaşka bir dünyada büyütülür. Sanki görünmez ama keskin
sınırlar çizilmiştir aralarına; oyunlar bile cinsiyetlere göre parsellenmiştir.
Kazara bir erkek çocuğu, bir kızın "ip atlama" heyecanına ortak
olmaya kalksa, önce akranlarının alaycı bakışları, ardından da mahallelinin o
ağır, yargılayıcı sesi yükselir. Oysa sebep, zihinlere kazınmış kaba bir
ezberden ibarettir: "Erkek, kızla oynamaz. Erkek adam dediğin erkekle
arkadaş olur, erkekle takılır."
Çocukluktan itibaren
iki cinsi bu şekilde ayıran toplum; iş sevgili olmaya, evlenmek gibi sadece
kişinin kendisinin karar vermesi gereken özel konulara gelince birdenbire
kendisini tek karar mercii olarak görüyor. Yıllarca birbirinden ayırdığı o iki
zıt cinsin bir araya gelmesinin "en doğrusu" olduğunu söylüyor. Ve
daha önce kurduğu o "erkek adam erkeklerle oynar" tezini yine bizzat
kendisi çürütüyor.
Bence heteroseksüel
ilişkiler insan haklarına son derece aykırı!
Cinsiyetçilik,
ayrımcılık, kadın haklarının ve hatta erkek haklarının çiğnenmesinin temel
kaynağı bu heteroseksüel ilişkilerdir. Çünkü heteroseksüel ilişkide o kadar
katı ve keskin kurallar var ki, altında ezilen sadece kadınlar değil, aynı
zamanda erkeklerdir de.
Kadın daima kocasına
karşı alttan alacak, sancılar içinde doğumlar yapacak, ev işlerinin hepsini
sırtlanacak… Çünkü toplumun gözünde bu işler kadının görevidir, erkekler
yapmaz. Erkekler sadece çalışıp eve para getirir.
Peki, bu düzenin
sonucunda ne ortaya çıkıyor? Erkekler, yanlarında bir kadın olmadan temizlik ve
beslenme gibi en temel, kişisel ihtiyaçlarını dahi gideremez hale geliyorlar.
Çünkü çocukluğundan beri beyinleri "Sen erkek adamsın, olmaz öyle şey"
denilerek yıkanmış ve zamanla da erkekler modern hayatın getirilerine ayak
uyduramayan, kaba saba figürlere dönüşüyorlar. Kadınlar ise evin hizmetçisi
olup çıkıyor; hep boyun eğen, alttan alan taraf oluyor. Namus zaten sadece
kadına yüklenmiş... Ez ezebildiğin kadar.
Ama eşcinsel
ilişkilerde durum böyle değil.
İki erkeğin
ilişkisinde her şey dengelidir. Koca koca yükler, sadece sahip olunan cinsiyet
yüzünden tek bir tarafa yüklenmez. Çünkü ortada yapısal bir cinsiyetçilik
yoktur, iki taraf da erkektir. En önemlisi; iki taraf da birbirini gerçekten
seven iki insandır. Ev işleri ve sorumluluklar iş bölümüyle paylaşılır; kimse
kimsenin hizmetçisi değildir ve kimsenin hakları çiğnenmez. Her iki tarafın da
erkek olmasından dolayı erkekler, toplumsal roller yüzünden zamanla çürümezler.
Evrimini tamamlayabilen, kendi kendine yetebilen insanlar olarak kalırlar.
Ali Sinop – Editör

Yorumlar
Yorum Gönder