🌍 Choose your language

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

“Heteroseksüel İlişkiler İnsan Haklarına Aykırı”






 Az önce bir internet sitesinde, bir din adamının eşcinsel ilişkiler için söylediği ağır hakaretleri ve ayrımcı sözleri okudum. Bu yazıda dini konulara ya da inanç kitaplarında ne yazdığına asla girmeyeceğim; oraları karşılaştırmak niyetinde değilim. Sadece kendi inandığım doğrulara dayanarak, kendi mantık çerçevemdeki düşüncelerimi yazacağım.

Heteroseksüel ilişkiler, toplumlar ve inançlar önünde kabul görmüş, makbul sayılan ilişkilerdir. En kısa tanımıyla; iki zıt cinsin bir araya gelmesiyle oluşur. Toplum nazarında "doğru" olan budur.

Ama aynı toplum çocuklar henüz küçük yaşlardayken, özellikle o her şeyi bilen mahalle kültürünün koyu gölgesinde kız çocukları kendi aralarında bir oyun evreni kurarken, erkekler bambaşka bir dünyada büyütülür. Sanki görünmez ama keskin sınırlar çizilmiştir aralarına; oyunlar bile cinsiyetlere göre parsellenmiştir. Kazara bir erkek çocuğu, bir kızın "ip atlama" heyecanına ortak olmaya kalksa, önce akranlarının alaycı bakışları, ardından da mahallelinin o ağır, yargılayıcı sesi yükselir. Oysa sebep, zihinlere kazınmış kaba bir ezberden ibarettir: "Erkek, kızla oynamaz. Erkek adam dediğin erkekle arkadaş olur, erkekle takılır."

Çocukluktan itibaren iki cinsi bu şekilde ayıran toplum; iş sevgili olmaya, evlenmek gibi sadece kişinin kendisinin karar vermesi gereken özel konulara gelince birdenbire kendisini tek karar mercii olarak görüyor. Yıllarca birbirinden ayırdığı o iki zıt cinsin bir araya gelmesinin "en doğrusu" olduğunu söylüyor. Ve daha önce kurduğu o "erkek adam erkeklerle oynar" tezini yine bizzat kendisi çürütüyor.

Bence heteroseksüel ilişkiler insan haklarına son derece aykırı!

Cinsiyetçilik, ayrımcılık, kadın haklarının ve hatta erkek haklarının çiğnenmesinin temel kaynağı bu heteroseksüel ilişkilerdir. Çünkü heteroseksüel ilişkide o kadar katı ve keskin kurallar var ki, altında ezilen sadece kadınlar değil, aynı zamanda erkeklerdir de.

Kadın daima kocasına karşı alttan alacak, sancılar içinde doğumlar yapacak, ev işlerinin hepsini sırtlanacak… Çünkü toplumun gözünde bu işler kadının görevidir, erkekler yapmaz. Erkekler sadece çalışıp eve para getirir.

Peki, bu düzenin sonucunda ne ortaya çıkıyor? Erkekler, yanlarında bir kadın olmadan temizlik ve beslenme gibi en temel, kişisel ihtiyaçlarını dahi gideremez hale geliyorlar. Çünkü çocukluğundan beri beyinleri "Sen erkek adamsın, olmaz öyle şey" denilerek yıkanmış ve zamanla da erkekler modern hayatın getirilerine ayak uyduramayan, kaba saba figürlere dönüşüyorlar. Kadınlar ise evin hizmetçisi olup çıkıyor; hep boyun eğen, alttan alan taraf oluyor. Namus zaten sadece kadına yüklenmiş... Ez ezebildiğin kadar.

Ama eşcinsel ilişkilerde durum böyle değil.

İki erkeğin ilişkisinde her şey dengelidir. Koca koca yükler, sadece sahip olunan cinsiyet yüzünden tek bir tarafa yüklenmez. Çünkü ortada yapısal bir cinsiyetçilik yoktur, iki taraf da erkektir. En önemlisi; iki taraf da birbirini gerçekten seven iki insandır. Ev işleri ve sorumluluklar iş bölümüyle paylaşılır; kimse kimsenin hizmetçisi değildir ve kimsenin hakları çiğnenmez. Her iki tarafın da erkek olmasından dolayı erkekler, toplumsal roller yüzünden zamanla çürümezler. Evrimini tamamlayabilen, kendi kendine yetebilen insanlar olarak kalırlar.


Ali Sinop – Editör

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar