Eşcinseller Neden Açılmak Zorundadır?
Kısaca düşünelim:
Heteroseksüeller "açılmak" zorunda değilse,
neden eşcinseller kendilerini açıklamak zorunda bırakılıyor?
Aslında cevabı hepimiz biliyoruz.
Çünkü toplum, heteroseksüelliği "normal" ve
"varsayılan" kabul ediyor. Bunun dışındaki her yönelim ise sanki
açıklanması gereken bir istisnaymış gibi görülüyor.
Çocukluk yıllarından itibaren kendi duygularının
yanlış olduğuna inandırılan birçok LGBT+ birey, büyüdüğünde bir de kim olduğunu
anlatmak zorunda hissediyor. Oysa kimse, sırf olduğu kişi olduğu için kendini
savunmak zorunda kalmamalı.
Üstelik açılmak çoğu zaman bir rahatlama değil, yeni
bir sorgulama sürecinin başlangıcı oluyor.
"Erkeklerden hoşlandığını ne zaman fark
ettin?"
"Neden kadınlardan hoşlanmıyorsun?"
"Denemeden nasıl biliyorsun?"
Bu sorular yalnızca anlamsız değil; aynı zamanda
kişinin kimliğini sorgulayan ve küçümseyen bir bakış açısını da yansıtıyor.
Peki aynı sorular neden heteroseksüel bireylere
sorulmuyor?
Bir erkek, hiçbir erkekle birlikte olmadan sadece
kadınlardan hoşlandığından nasıl bu kadar emin olabiliyor?
Ya da bir kadın, hiç başka bir kadınla ilişki
yaşamadan neden erkeklerden hoşlandığını açıklamak zorunda kalmıyor?
Bu çelişki bile aslında sorunun nerede olduğunu
gösteriyor.
Belki de mesele "açılmak" değildir.
Asıl mesele, bazı insanların kim olduklarını açıklamak
zorunda bırakılmasıdır.
Yıllarca hiçbir ilişkisinden söz etmeyen bir çocuğun
yönelimi hakkında ailesinin bir şeyleri fark etmesi zor değildir. Buna rağmen
onu görmezden gelmek, yok saymak ya da olmadığı biri gibi yaşamaya zorlamak ise
asıl sorunu oluşturur.
Kimse kendi kimliğini kanıtlamak zorunda olmamalı.
Açılmak bir zorunluluk değil, tamamen kişinin kendi
kararı olmalıdır. Kimi bunu paylaşmak ister, kimi istemez. Her iki tercih de
saygıyı hak eder.
Çünkü sorun eşcinsellerin kendini açıklaması değil;
toplumun hâlâ bunu açıklanması gereken bir durum olarak görmesidir.
Ali Sinop – Editör

Yorumlar
Yorum Gönder