Eşcinsel Erkekler Ne İster?
Hepimiz hayatımızın bir döneminde kafamızda kusursuz
bir aşk hikâyesi kurarız. Belki bunu çocukluğumuzdan beri izlediğimiz
filmlerden, okuduğumuz romanlardan ya da kendi hayallerimizden öğreniriz.
Zihnimizde bize ait bir masal diyarı vardır. O masal diyarında bizi anlayan,
bizi olduğumuz gibi kabul eden ve koşulsuz seven biri bizi bekliyordur. Belki
beyaz atlı bir prens değildir ama bizim için "doğru kişi"dir.
Gerçek hayata geldiğimizde ise işler her zaman hayal
ettiğimiz gibi gitmez.
Tanıştığımız insanlar kusursuz değildir. Biz de
kusursuz değiliz. Her insanın farklı bir karakteri, farklı alışkanlıkları,
farklı beklentileri vardır. Belki de uzun ve sağlıklı ilişkiler kurmanın en zor
tarafı budur. Çünkü çoğu zaman zihnimizde yarattığımız kişiyle gerçek hayattaki
insanı aynı kefeye koymaya çalışırız.
Peki gerçekten eşcinsel erkekler ne ister?
Bu sorunun tek bir cevabı olduğunu sanmıyorum. Çünkü
herkes farklıdır.
Kimisi dış görünüşe önem verir. Partnerinin yakışıklı
olmasını ister. Kimisi güvenilir bir insan arar. Kimisi eğlenceli, kimisi
sakin, kimisi ise maddi açıdan güçlü bir partnerle birlikte olmanın kendisini
mutlu edeceğini düşünür.
Fakat sadece yakışıklı bir partner bulmak gerçekten
mutlu olmaya yeter mi?
Ya da maddi durumu çok iyi olan biriyle birlikte olmak
uzun yıllar sürecek huzurlu bir ilişki kurmanın garantisi olabilir mi?
Bence hayır.
Çünkü güçlü ilişkileri ayakta tutan şey dış görünüş ya
da para değildir. Bunlar ilk tanışmada dikkat çekebilir ama bir ilişkiyi
yıllarca sürdüren değerler çok farklıdır.
Bana göre mutlu bir ilişkinin en önemli sırrı, iki
insanın birbirini gerçekten tamamlayabilmesidir. Birbirlerini değiştirmeye
çalışmadan kabul edebilmeleri, iyi günlerinde olduğu kadar zor zamanlarında da
birbirlerinin yanında olabilmeleri büyük bir fark yaratır.
"Hastalıkta ve sağlıkta" denilen söz aslında
yalnızca evlilik törenlerinde söylenen romantik bir cümle değildir. Gerçek bir
ilişkinin temelini anlatır. Çünkü hayat her zaman güzel günlerden ibaret
değildir. Bazen maddi sıkıntılar olur, bazen sağlık sorunları yaşanır, bazen de
insan kendisini psikolojik olarak iyi hissetmez. İşte böyle zamanlarda yanında
kalan kişi, ilişkinin gerçek değerini gösterir.
Bütün bunların merkezinde ise bana göre tek bir kelime
vardır: Saygı.
Bir ilişkide sevgi zaman zaman azalabilir, insanlar
tartışabilir, fikir ayrılıkları yaşayabilir. Ancak karşılıklı saygı kaybolmaya
başladığında, onunla birlikte güven de kaybolur. Ardından yalanlar,
kırgınlıklar ve birbirini anlamamaya başlayan iki insan ortaya çıkar.
Elbette saygı tek taraflı olamaz.
İlişkiler fedakârlık ister ama bu fedakârlık hiçbir
zaman suistimal edilmemelidir. "Nasıl olsa beni seviyor." ya da
"Beni bırakmaz." düşüncesiyle karşımızdaki insanın iyi niyetini
kullanmak, ilişkinin temelini yavaş yavaş zayıflatır. Sağlıklı bir ilişkide iki
taraf da birbirinin sınırlarına, duygularına ve emeğine değer vermelidir.
Bazen haklı olmayı değil, birbirini anlamayı seçmek
gerekir. Bazen bir adım geri atmak, karşımızdaki insanı gerçekten dinlemek ve
onun bakış açısından olaylara bakabilmek ilişkinin en güçlü tarafı olabilir.
Ben bir ilişki uzmanı ya da terapist değilim. Bu
yazdıklarım bilimsel bir araştırmanın sonucu da değil. Bunlar yalnızca hayat
boyunca edindiğim gözlemler, yaşadığım deneyimler ve ilişkilere dair kendi
düşüncelerim.
Belki herkes benimle aynı fikirde olmayacaktır ve bu
da çok normal.
Ama bana göre eşcinsel erkeklerin de, heteroseksüel
çiftlerin de, aslında bütün insanların istediği şey özünde aynıdır:
Kendilerini güvende hissettikleri, yargılanmadıkları,
oldukları gibi kabul edildikleri, sevgi ve saygının eksik olmadığı bir ilişki.
Çünkü gerçek mutluluk, kusursuz bir insan bulmakta
değil; kusurlarıyla birlikte birbirini sevebilen iki insan olabilmektedir.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder