🌍 Choose your language

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

DELİ BÖLÜM 1

 







DELİ

 Sıkıcı bir gündü, masamda otururken can sıkıntısından elimde olan kalemin her iki ucunu çevire çevire masaya vuruyordum ve diğer yandan da tam karşımda olan duvar saatine bakıp, saniye ibresinin her saniye başı hareket etmesini seyrediyordum. Taa ki o sıkıcı ve birazda sıkılmanın verdiği buhranlı anı merkeze gelen bir cinayet ihbarı bozana kadar. Merkezin cinayet masası komiserleri olarak Caner ve ben, iki polis arabası dolusu polis ekibiyle birlikte cinayet olay yerine gittik hemen.  Cinayetin işlendiği yer bir akıl hastanesiydi. Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi! Genç bir kadın hasta doktorunu, doktorun odasında makasla feci şekilde yaralayarak öldürmüştü.  Tam olarak olay yeri olan doktorun odasına gittiğimiz de doktor yerde kanlar içinde yatıyordu, ölmüştü. Cinayet silahı ise yerdeydi, kanlar içinde makas doktorun cesedinin yanında duruyordu.  Hastasının büyük ihtimal makası doktorun ofis malzemelerinin çokça olduğu masasının üzerinden aldığı belliydi. En azından tahmin edilebilir. Yoksa akıl hastanesinde yatan bir hasta doktorunu öldürme planı yapar tamam fakat cinayeti işleyeceği silahı temin etmekte biraz zorlansa gerek o anda.  O buhran ve büyük cesaret anında gözüne masanın üzerinde gelişigüzel duran makas denk geldiyse, gözünü karartıp hızlı bir hamleyle makası masanın üzerinden alıp doktoruna saplamıştır. Tam 3 kere! Hastası doktorunun sırtına tam üç kere makası saplamış, ama niye? Halk arasında yaygın olan o söz gerçek mi oldu yoksa? Delidir ne yapsa yeridir Yoksa başka bir şey mi cinayet sebebi? Bir akıl hastası hastanedeki onun tedavisini üstlenen doktoru niye öldürsün? Ve sonrada kaçsın Evet, o hasta doktorunu öldürüp hastaneden kaçmış, firar etmiş. Hastane çalışanları hastanede hasta sayısının bir eksik olmasından o hastanın cinayeti işlediğine kesin gözüyle bakıyorlardı. Sonrasında zaten makasın üzerinde o hastanın parmak izleri çıkınca da bilimsel olarak da kanıtlanmış oldu Esmanın cinayeti işlediği.  Caner ve ben dosyanın cinayet masası komiserleri olarak olayı incelemeye ve deşmeye başlamıştık artık. Ama Esmadan hiçbir iz yoktu ne ölü ne diri! Resmen hastaneden kaçtığında nereye gittiği muamma.  Belki de birileri yalan konuşuyordu, belki de sorguya aldığımız birisi Esmaya yardım etmiş ve onu çok iyi saklamayı başarmıştır. Çünkü bu mümkün değildi. Akıl hastası biri, hastanedeki doktorunu öldürüp nereye kaçar? Üzerinde belki de doğru dürüst kıyafeti bile yok, yolda insanlar ona dönüp dönüp bakarlar. Gerçek kimliğini içlerinden geçirerek kim bu deli? deyip yanından geçip giderler büyük ihtimal. Cebinde paranın “P” si yok. O halde biri nereye gider, nereye kaçar? En kötü ihtimal birkaç gün sonra bir köşede ölüsü bulunur.  Birisi bir şey yapmasa bile açlıktan, soğuktan bir köşede ölür. Ama biz Esmanın ne ölüsüne ne de dirisine rastlayabildik. Buhar olup uçmuştu sanki. Ama içten içe biliyorduk ona ablası yardım etti. Bize karşı da çok iyi rol yapıyordu. Ya da biz öyle sanıyoruz. Caner’in bu konudaki teorisi ise; Esma aslında akıl hastası değildi, sadece akıl hastası gibi numara yapıyordu. Çünkü tek derdi intikamdı! Onu da aldı ve sırra kadem bastı. Aslında düşününce Canerin teorisi bana da mantıklı geliyor. Esmanın ilk cinayeti değildi çünkü bu. Canerle birlikte ablasını sorguya çektiğimizde Esmayla ilgili birçok gerçek açığa çıkmıştı.  Aslında Esma ablasıyla birlikte çocukluklarından beri aile içi istismara maruz kalmışlar ve sonrasında Esma babasının en yakın arkadaşı tarafından tecavüze uğramıştı. Esma bu durumu kabullenememiş ve akli dengesini yitirmişti, ablasının anlatması böyleydi Esma’nın akıl hastanesine düşme sebebini. Düşününce onca aile içi şiddet ve istismar Sonrasında gelen baban yaşında birinin tecavüzü… İnsanın akli dengesini yitirmesi doğaldı.  Esma ve ablası Gülsüm’ün onlar daha çok küçükken anneleri ölmüş.  Bütün çocukluk hatıralarını ve sonrasında kardeşinin başına gelenleri anlatırken Gülsüm, gözyaşlarını tutamamıştı sorgu odasında.  Kadıncağız ağlamaktan doğru dürüst konuşamamıştı bile. Bizim bile Canerle benim o anda gözlerimiz dolmuş kadının anlattıklarına ve haline.  Babaları klasik istismarcı baba… İçkici, dayakçı, kadınları insan yerine bile koymayan, namusun sadece kadınlara mahsus olduğunu sanan pislik, odun herifin tekiymiş.  Gülsüm annemi o öldürdü.  Annem sıkıntısından, kahrından öldü. Belki vurup öldürmedi ama annem kahrından gitti. Annemin katili odur, yedi bitirdi kadını” dedi.  O anda Canere göz ucuyla baktığında dolan gözlerini boşaltmamak için kendini zor tutuyordu. Ama boşaltmaması lazımdı, onun da benim de. Biz çünkü orada güçlü polis memurlarıydık ve sorgu sırasındaydık.  Güçlü durmalıydık ve gerçeği açığa çıkarmalıydık.  Sorgu sırasında tam olarak kanıtlanmadan hiçbir şeye yüzde yüz inanamazdık.  Babaları zorla daha 16 yaşındayken istemeye istemeye Gülsüm’ü bir adamla evlendirmiş, Gülsüm’ün çilesi koca evinde de devam etmiş tabi. Aslında Esmayla Gülsüm’ün hikayeleri tam bir klişe kenar mahalle kadın çileleri. Esmanın, babasının en yakın arkadaşı tarafından tecavüze uğrasının ardından işler ilginçleşiyor, bazı gizemler ve gizemli cinayetler ortaya çıkmaya başlıyor. O anı da Gülsüm göz yaşları içinde anlattı bize sorgu odasında. Gülsüm iki günde bir kardeşini görmeye baba evine gidermiş.  Kardeşi olmazsa o evde hiç gitmezmiş ama kardeşi hatırına o eve iki günde bir gidermiş ziyarete. Gittiği günlerden bir gün kapıyı çalmış ve kimse açmamış. Aslında Esma içeride tek başınaymış ama kapıyı ablasına açmıyormuş. Sebebini ise anlatırken Gülsüm ağlamaktan doğru dürüst konuşmayı bile beceremedi. Allahtan yedek bir anahtar bende de vardı” dedi Gülsüm kendini biraz olsun toparlamaya çalışarak Onun sonrasında masada olan bir bardak suyu Caner, Gülsüme doğru yanaştırdı ve iç biraz istersen dedi. Gülsüm sudan birkaç yudum aldıktan sonra konuşmasına devam etti. Gülsüm o yedek anahtarla kapıyı açmış ve içeri girmiş. Oturma odasında Esmayı görünce şok olmuş. Esma koltukta bağdaş kurmuş bir şekilde oturmuş ve üzerinde olan açık mavi pazardan büyük bir hevesle ve severek aldığı elbisenin etek kısımları sonuna kadar yukarıya çıkmış, Esmanın neredeyse külotu görünür şekilde elbisenin etekleri açık vaziyetteymiş. Ve Esma donuk, gözlerini bile hiç kırpmadan, hareketsiz bir şekilde koltukta öyle oturuyormuş. Saçı başı da dağınıkmış biraz.  Gülsüm büyük bir şokla yanına gittiğinde ise Esmanın bacaklarının üzerinde bir erkeğin spermleri varmış. Ve Esma hiçbir şey yapmadan öylece oturuyormuş. Gülsüm spermleri görünce daha çok korkmuş ve Esmanın başına ne felaket geldi anlamış. Gülsüm o anda kardeşimin başına ne felaket geldi anladım. Kim yaptı bunu sana Esma, kim? Kim? Kim? Diye haykırdım ama kardeşim öyle duruyordu, bana bile cevap veremiyordu dedi. İki üç dakika bana bile cevap vermedi. Yanına oturdum, Kim dedim Esma Kim? Kim kardeşim, sana bu pisliği kim yaptı? Sonra bir anda sarıldı bana ve haykırarak ağlamaya başladı” diyerek kardeşinin başına gelen felaketi elinin gücünün yettiği kadar anlatmaya çalıştı Gülsüm. Esma’ya tecavüz eden adamın karısı ise sonuna kadar kocasının yanında durmuş, benim kocam namazında niyazında adamdır.  O iki orospu kardeş benim kocama iftira atıyorlar diyerek kocasını savunmuş, tabi adam da sonuna kadar inkâr etmiş. Hatta Esmanın babası bile arkadaşına inanmış ve sen nasıl benim arkadaşıma iftira atarsın diyerek Esmaya dayak bile atmış.  Esmaya inanan sadece ablası Gülsümmüş. Ama onunda elinden çok bir şey gelmiyormuş.  Sorduk tabi ki de ablasına Esma peki doktor muayenesinden geçmedi mi tecavüz sonrasında?” Çünkü doktor muayenesinde ortaya çıkardı Esma’nın cinsel şiddete uğrayıp uğramadığı. Geçmiş… Esma doktor muayenesinden geçmiş hatta tecavüze uğradığına dair raporu da varmış ama yapan kişi hakkında bir kanıtları yokmuş. Ve uzun lafın kısası böylelikle Esma akli dengesini yitirip akıl hastanesine düşmüş. İşler Esmanın doktorunu öldürüp akıl hastanesinden kaçmasından sonra ilginçleşiyor asıl. Çünkü Esmanın akıl hastanesinden kaçmasının ikinci gününde Canerle ben hala Esmanın nerede olabileceğini araştırırken, merkeze tuhaf iki cinayet ihbarı geldi. Esmanın babası Fikri ve Esmanın eniştesi ve aynı zamanda da Gülsüm’ün kocası olan Turan gece evlerinde öldürülmüşlerdi. Fikrinin boğazına içtiği içki şişesi kırılarak saplanmıştı ve adam orada kanlar içinde can vermişti. Turan’ın ise yatağında uyurken boğazına mutfaklarda olan ekmek bıçağı saplanmıştı.  Kırılan ve cinayet silahı olarak kullanılan içki şişesinden ve Turan’ı öldüren ekmek bıçağından alınan parmak izleri Esmanın parmak izleriyle uyuşuyordu. Yani onları Esma öldürmüştü. Doktorunu öldürüp hastaneden kaçmasının ikinci gününde. Sorduk Gülsüm’e “peki kocan yatağınızda öldürülürken sen neredeydin? Gülsüm’ün cevabı bize ise kınadaydım oldu. Evet, Gülsüm kocasının hunharca katledildiği gece bir komşunun kına gecesindeymişİlginç! Akıllara şu soru geliyor senin kardeşin iki gün önce bir cinayet işleyip hastaneden kaçmış ve ortada yok. Sağ mı ölü mü belli değil, sen kına gecesine mi gidiyorsun? Bu cevap birazda Gülsüm’ün sanki biraz kardeşiyle iş birliği yaptığını gösteriyor. Belki de en başta şüphelendiğimiz gibi Gülsüm aslında kardeşinin yerini biliyor ve çok iyi rol yapıyor bize. Tabi bu teori Gülsüm’ün Esma’yla iş birliği yaptığını tam olarak kanıtlamıyor maalesef. Birinci dereceden bir kanıt değil, onu bununla itham edemeyiz o yüzden.  Ya da Gülsüm için her şey bir tesadüftü kına gecesine gitmesi, kardeşinin doktorunu öldürüp hastaneden firar etmesi ve babasıyla kocasının feci şekilde katledilmesi. Ve tabi cinayet silahlarından kardeşi Esmanın parmak izleri çıkması.  Babasını ve eniştesini katlettikten sonra da Esma ortalardan kaybolmuştu, sırra kadem basmıştı. Peki nereye gider bu? Buna yardım eden kim? Muhakkak birileri buna yardım ediyor. Özellikle mi cinayet silahlarını çıplak elle tutmuştu? Onun yaptığı anlaşılsın diye. Başta da söylediğimiz gibi her şey bir intikam planı mıydı? Peki doktor? Bu intikam planının kurbanı mıydı sadece? Tüm bu soru işaretleri içinde boğulurken bizim Caner internette bir yazı gördü. O yazıdan sonra da bizim hayatımız seyri tümden değişti.  Yazı da bir profesör doktor erkeklerinde hamile kalabilecekleri bir ilaç keşfettiğini söylüyordu. Bir gazeteye büyük buluşuyla ilgili röportaj vermişti Profesör Doktor Ziya Sarıoğlu. Ben inanmadım tabi, erkekler hiç hamile kalır mı? Yaradılış böyle değil.  Keşke üreme eşcinsel ilişkilerde de olsaydı ama değil maalesef.  Canere bunu böyle söyledim tabi muhakkak tıklanma almak için yalan konuşuyorlardır, ya da dolandırıcıdır o Ziya Sarıoğlu. Var öyle, kendini doktor gibi tanıtıp dolandırıcılık yapanlar. Diye de ekledim. Ama Caner Ziya Sarıoğlunun doğru söylediği ihtimaline o kadar çok sıkı sıkı tutunmuştu ki, benim söylediklerim bir kulağından gidip öteki kulağından çıkıyordu. Hal böyleyken ben onu ikna edeceğime o beni ikna etmişti. Aslında ben de isterdim Canerle çocuğumuzun olmasını, hem de bizim kanımızdan canımızdan. Ama bu mümkün değildi, iki erkeğin biyolojik çocukları olmaz maalesef. Caner beni ikna etmişti, Ziya Sarıoğlunun kliğine ona ziyarete gittik Canerin yazıyı okuduğu akşamın ertesi günü. Ben istemeye istemeye daha doğrusu inanmaya inanmaya gitmiştim. Bir yerden sonra Caner’e şu şekilde söylemeyi bekliyordum hatta öyle söyleyeceğime emindim, bak gördün mü? Benim dediğim çıktı. Yok öyle bir şey adam dolandırıcıymış ya da sırf internette ünlü olmak için yalan atıyor. Ama öyle olmadı. Benim de Caner’in de hatta Ziya Sarıoğlunun da o günden sonra hayatlarımız tümden değişti. Yeni ve mucize hayatımızın ilk günüymüş o gün aslında.  O gün Ziya Sarıoğlunun araştırma kliğine ziyarete gittik. Orası sadece bir araştırma kliniğiydi, hasta bakan, tedavi amaçlı bir klinik değildi. Ziya Sarıoğlunun genel cerrahi branşı ve hasta bakma yetkisi de varmış ama araştırmacı doktorluk yüksek lisansı da varmış.  O gün odasında oturup konuşurken bize artık bir erkeğinde hamile kalabileceğini, öyle bir ilaç keşfettiğini söyledi. Peki bu ilaç nasıl bir ilaçtı? İçinde ne var? Nasıl bir erkeğin hamile kalmasına sebep oluyor?  Bu gerçekten büyük bir buluştu eğer doğruysa ve tabi doğru çalışırsa. Bu yüz yılın hatta dünyanın yeniden yaratılması gibi büyük bir buluş ve keşifti. Tabi ki de bunu sadece eşcinsel erkekler kullanacaktı, heteroseksüel bir erkeğin hamile kalmayı isteyebileceğini sanmıyorum. Onu zaten onun yerine karısı yapıyor. İş eşcinsel erkeklerde onlar için büyük bir keşif ve buluştu bu ilaç.  Caner muhakkak denemek istiyordu o ilacı, Ziya Beyde aslında iyi bir adama benziyordu. Konuşmaları, hal ve tavırları aslında insana güven veriyordu. Ama yine de belli olmaz tedbiri elden bırakmamak lazım. Ben biraz ikilemde kalsam da Caner çok istedi diye bende kabul ettim. Aslında benim de istemediğimden değil, sadece bir erkeğin hamile kalabileceği ihtimaline güvenememek ve o ilacın işe yarayıp yaramayacağı. Yoksa tabi ki de Caner’le kanımızdan canımızdan çocuğumuz olsun çok isterim. Eşcinsel ilişkilerde de üreme olsun çok isterim. Ama Aması var işte! Ama korktuğum gibi olmadı çok ama şunu söylemek isterim ki bu ilaç gerçekten büyük bir mucizeymiş

 

YAZAN
Ali SİNOP 

Popüler Yayınlar