Gay erkekler neden birbirine “Kaç cm?” diye sormayı normal görüyor?
Bir gay erkekle yeni tanıştığınızda sorulabilecek
soruların bir sıralaması varmış gibi.
“Kaç yaşındasın?”
“Nerede yaşıyorsun?”
“Ne iş yapıyorsun?”
“İlişkin oldu mu?”
Ve bazen, daha birbirimizi doğru düzgün tanımadan:
“Kaç cm?”
Sanki karşıdaki insanın boyunu, yaşını ya da mesleğini
soruyormuşuz gibi son derece normal bir soru.
Hatta bazı ortamlarda bu kadar normalleşmiş durumda
ki, karşı taraf cevap vermediğinde asıl garip karşılanan kişi o olabiliyor.
Peki neden?
Çünkü penis,
yalnızca cinsel bir organ olmaktan çıkıp bir “özellik” haline geliyor
Özellikle flört uygulamalarında insanları çok kısa
bilgiler üzerinden değerlendirmeye alıştık.
Boy.
Kilo.
Yaş.
Vücut tipi.
Kıllı mı, kılsız mı?
Aktif mi, pasif mi?
Ve penis boyu.
Bir insan hakkında ne kadar çok fiziksel bilgiye
sahipsek, onu o kadar iyi tanıyormuşuz gibi hissediyoruz.
Oysa aslında yaptığımız şey çoğu zaman insanı birkaç
fiziksel özelliğe indirgemek.
Flört uygulamaları üzerine yapılan araştırmalar da
cinsel azınlık erkeklerinde bedenin ve görünüşün yoğun biçimde
değerlendirilebildiğini, çevrimiçi nesneleştirmenin beden algısıyla ilişkili
olduğunu gösteriyor.
Peki neden özellikle “kaç cm?”
Çünkü penis uzunluğu, erkeklik hakkında toplumda
yıllardır kurulmuş bir hikâyenin parçası.
Büyük penis;
güç,
erkeklik,
cinsel yeterlilik,
çekicilik
ve hatta bazen statüyle ilişkilendiriliyor.
Bu düşünce yalnızca gay erkeklere özgü değil. Fakat
gay erkeklerin birbirleriyle cinsel ve romantik ilişkiler kurduğu bir ortamda,
erkek bedeninin değerlendirilmesi doğrudan partner seçiminin bir parçasına
dönüşebiliyor.
Araştırmalarda da penis boyunun bazı erkekler
açısından cinsel rol ve psikososyal durumlarla ilişkili olduğu bulunmuş.
Yani “kaç cm?” sorusu aslında yalnızca bir sayı
istemiyor.
Bazen şunu da soruyor:
“Cinsel olarak bana ne sunuyorsun?”
Ve işte mesele burada başlıyor.
Ama gerçekten bilmek zorunda mıyız?
Birinden hoşlanıyorsak, elbette cinsel uyum bizim için
önemli olabilir.
Bunda garip bir şey yok.
Sorun, cinsel uyumu konuşmakla insanın bedenini daha
tanışmanın başında bir ölçüm tablosuna çevirmek arasındaki fark.
Çünkü “Cinsel olarak nelerden hoşlanırsın?” başka bir
soru.
“Kaç cm?” başka.
Birincisi karşılıklı deneyim ve beklentileri anlamaya
çalışıyor.
İkincisi ise karşıdaki kişinin bedeninden tek bir
rakam çekip çıkarmaya çalışıyor.
Ve çoğu zaman bu rakamın ne anlama geleceğini de
baştan varsayıyoruz.
Büyükse iyi, küçükse kötü mü?
İnternet bu konuda bize oldukça tuhaf bir standart
öğretti.
Pornografi, sosyal medya ve flört uygulamaları
sayesinde insanlar gerçek hayatta karşılaşmaları oldukça düşük ihtimal olan
bedenleri sürekli görebiliyor.
Bunun sonucunda “normal” dediğimiz şey de
değişebiliyor.
Üstelik pornografik içeriklerde penis boyu ve cinsel
roller arasında belirli kalıpların pazarlanabildiğine dair araştırmalar var.
Böylece gerçek bir insanın bedeniyle karşılaştığımızda
bile kafamızdaki ölçüt devreye girebiliyor:
Yeterince büyük mü?
Sanki karşımızda bir insan değil, satın alınacak bir
ürün var.
Bir de işin acı
tarafı var;
Bu soruyu soran kişi için eğlenceli veya merak
uyandırıcı olabilir.
Ama sorulan kişi için aynı derecede eğlenceli
olmayabilir.
Çünkü herkes kendi bedeniyle aynı rahatlıkta
yaşamıyor.
Bir erkeğe sürekli penisinin boyu sorulduğunda, bir
süre sonra kendi bedenini başkalarının gözünden değerlendirmeye başlayabilir.
“Acaba yeterli mi?”
“Acaba küçük mü?”
“Beni beğenir mi?”
“Bunu söylersem benimle dalga geçer mi?”
Gay erkeklerin bedenleriyle ilgili baskılar yaşadığı
ve bedenin flört uygulamalarında yoğun biçimde değerlendirilebildiği
araştırmalarda da görülüyor.
Yani basit görünen bir soru, karşı tarafın kafasında çok daha büyük bir yere sahip olabilir.
“Ama biz zaten seks yapacağız”
Evet.
Ve eğer iki yetişkin insan cinsel ilişki yaşayacaksa,
cinsel konuları konuşmaları son derece normal.
Ama normal olan her şeyi her aşamada konuşmak zorunda
değiliz.
Bir insanın penis boyunu öğrenmek istemek başka, bunu
karşı tarafın sınırlarını gözetmeden sormayı bir hak olarak görmek başka.
Üstelik cinsel uyum yalnızca santimetreyle ölçülmüyor.
İletişim var.
İstekler var.
Sınırlar var.
Uyum var.
Güven var.
Ve en önemlisi, karşındaki insan var.
Belki de asıl soru “Kaç cm?” değil
Belki yeni tanıştığımız bir erkeğe bunu sormadan önce
kendimize başka bir soru sormalıyız:
“Ben gerçekten bunu bilmek mi istiyorum, yoksa onu
daha tanımadan değerlendirmek mi istiyorum?”
Çünkü bir insanın penisinin kaç santimetre olduğunu
bilmek, onun nasıl biri olduğunu söylemiyor.
Ne kadar iyi bir sevgili olduğunu söylemiyor.
Ne kadar iyi iletişim kurduğunu söylemiyor.
Sana nasıl davranacağını söylemiyor.
Hatta cinsel olarak sizin ne kadar uyumlu olduğunuzu
bile tek başına söylemiyor.
Sadece bir sayı veriyor.
Ve bazen bir insanı tanımaya çalışırken ihtiyacımız olan son şey, onun hakkında bir sayı daha bilmek.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder