🌍 Choose your language

DUYURULAR

KARŞI EV

Yeni bir karanlık psikolojik gerilim romanı, bölümler halinde Just Gay'de.

Her Hafta Yeni Bölüm Yayında! →

JUST GAY KÜTÜPHANESİ

Tamamlanmış ve devam eden tüm roman ve öyküleri keşfedin. Hikayelerin dünyasına adım atın.

Hikayeleri Keşfet →

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

LGBT Özenilerek Olabilen Bir Şey mi?



LGBT özenilerek olunabilen bir şey mi?

Bu soru zaman zaman karşımıza çıkıyor. Özellikle LGBT görünürlüğünün arttığı dönemlerde, birileri mutlaka aynı şeyi söylüyor:

“Çocuklar bunları görüp özeniyor.”

“Arkadaş çevresinden etkileniyor.”

“Sosyal medyada LGBT içerikleri çok fazla, gençler de bunları görüp kendilerini LGBT sanıyor.”

Hatta bazen konu daha da basitleştirilerek “Eskiden böyle insanlar yoktu, şimdi neden bu kadar çok var?” noktasına getiriliyor.

Peki gerçekten böyle mi?

Bir insan başka birini görerek LGBT olmaya özenebilir mi?

Bence burada önce özenmek ile kendini tanımak arasındaki farkı konuşmak gerekiyor.

Çünkü insan hayatında birçok şeye özenebilir.

Birinin saç modelini görür, kendisi de öyle saç kestirmek ister.

Birinin giyim tarzını beğenir, benzer kıyafetler almaya başlar.

Bir müzisyeni sever, onun gibi giyinmek veya onun yaptığı müziği yapmak isteyebilir.

Bunlar görülen, öğrenilen ve taklit edilebilen şeylerdir.

Ama konu cinsel yönelim olduğunda işler biraz farklıdır.

 

Birini görerek ona özenmek başka, kendini onda görmek başka

Bir insanın hayatında ilk kez LGBT biriyle karşılaşması, onun LGBT olmasına neden olduğu anlamına gelmez.

Ama belki daha önce hiç düşünmediği bir şeyi düşünmesine neden olabilir.

Örneğin bir genç, hayatında ilk kez eşcinsel bir erkeğin açıkça kendi hayatını anlattığını görüyor olabilir. Daha önce eşcinselliğin yalnızca başkaları hakkında konuşulan bir konu olduğunu düşünmüş olabilir.

Sonra kendisine bakmaya başlayabilir.

“Ben neden erkeklerden hoşlanıyorum?”

“Benim hissettiğim şeyin bir adı var mı?”

“Demek ki bunu yaşayan başka insanlar da varmış.”

Burada olan şey illa ki özenmek değildir.

Belki sadece insan kendisini anlamaya başlamıştır.

Çünkü bazen bir şeyi ilk kez görmek, o şeyi hayatımıza sokmaz.

Sadece zaten hayatımızda olan bir şeyi fark etmemizi sağlar.

 

Peki sosyal medya?

Burada en çok konuşulan konulardan biri de sosyal medya.

LGBT karakterlerin, çiftlerin, içerik üreticilerinin veya insanların sosyal medyada daha görünür hale gelmesi bazı kişilere göre “özendirici” bulunabiliyor.

Ama görünürlük ile yönelim arasında doğrudan böyle bir ilişki kurmak o kadar kolay değil.

Bir insan Instagram'da yüzlerce gay çift görse, bu onun otomatik olarak erkeklerden hoşlanmaya başlaması anlamına gelmez.

Nasıl ki heteroseksüel bir insan her gün heteroseksüel çiftleri görerek “Ben de artık karşı cinsten hoşlanayım” diye karar vermiyorsa, burada da aynı mantık geçerli.

İnsanların başkalarında gördüğü şeyleri taklit edebildiği alanlar vardır.

Ama kimden hoşlandığımızı yalnızca başkalarını izleyerek seçtiğimizi söylemek çok daha farklı bir iddiadır.

 

“Ama eskiden bu kadar LGBT insan yoktu”

Bu cümleyi de mutlaka duymuşsunuzdur.

“Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu.”

Aslında burada çok basit bir şeyi gözden kaçırıyoruz.

Bir şeyin daha fazla görünür olması, o şeyin daha önce hiç var olmadığı anlamına gelmez.

Eskiden bir insanın gay olduğunu açıkça söylemesiyle bugün bunu söylemesi aynı şey olmayabilir.

Bugün LGBT kavramlarını bilen, bunlar hakkında konuşabilen ve kendisini tanımlayabileceği kelimelere ulaşabilen insanların sayısı daha görünür hale gelebilir.

Bu da dışarıdan bakıldığında “LGBT insanlar çoğaldı” şeklinde yorumlanabilir.

Ama görünürlük ile ortaya çıkış aynı şey değildir.

Bir odada ışığı açtığınızda odadaki eşyalar çoğalmış olmaz.

Sadece artık onları görmeye başlarsınız.

Belki LGBT görünürlüğü konusunda da buna benzer bir durum vardır.


Bir insan LGBT olduğunu “seçebilir” mi?

Burada “seçmek” kelimesi de biraz karışıyor.

Bir insan kendisi için hangi kelimeyi kullanacağına karar verebilir.

“Ben gayim.”

“Ben biseksüelim.”

“Ben bu tanımlardan hiçbirini kullanmak istemiyorum.”

Bunlar kişinin kendisini ifade etme biçimleriyle ilgilidir.

Ama bir insanın kimden hoşlanacağına sırf başka birini gördüğü için karar vermesi bundan farklı bir şeydir.

Birinin LGBT olduğunu görmek, kişinin kendi duygularını sorgulamasına neden olabilir.

Bir kavramı öğrenmek, kişinin kendisini anlamasına yardımcı olabilir.

Bir LGBT arkadaş edinmek, daha önce hiç düşünmediği bazı konular hakkında düşünmesini sağlayabilir.

Ama bunların hepsini “özenmek” olarak açıklamak, aradaki farkları yok saymak olur.

 

Belki de insanları asıl rahatsız eden şey görünürlük

Bazen “LGBT'ye özeniliyor” düşüncesinin arkasında aslında başka bir endişe olduğunu düşünüyorum.

“Eskiden bu kadar görünür değildi, şimdi neden bu kadar görünür?”

Çünkü görünürlük gerçekten değişti.

Bugün bir gay erkek sosyal medyada sevgilisiyle fotoğraf paylaşabiliyor. Bir dizide iki erkeğin sevgili olduğunu görebiliyoruz. Bir insan LGBT olduğunu açıkça söyleyebiliyor.

Bunları daha önce görmeyen biri için bütün bunlar bir anda çok fazla görünebilir.

Ve insan bazen anlamadığı bir değişikliği açıklamak için en kolay cevaba sarılabilir:

“Özeniyorlar.”

Ama kolay bir açıklama olması, doğru olduğu anlamına gelmez.

 

Peki LGBT'ye özenen hiç kimse yok mu?

Elbette insanların davranışlarını tek bir cümleyle açıklamak mümkün değil.

Bir insan bazı sebeplerle kendisini belirli bir kimlikle tanımlayabilir, sonra zaman içinde kendisini farklı şekilde ifade edebilir. İnsanların kendilerini tanımlama biçimleri değişebilir.

Ama buradan “LGBT olmak özenilerek öğrenilir” gibi genel bir sonuç çıkarmak başka bir şeydir.

Çünkü bir kişinin kendisini nasıl tanımladığı ile başka insanların ona neyi “öğrettiği” arasında otomatik bir neden-sonuç ilişkisi kuramayız.

Üstelik LGBT olmak yalnızca sosyal medyada görülen bir yaşam tarzını beğenmekten ibaret değil.

Bir insanın duyguları, ilişkileri, kendisini nasıl gördüğü ve başkalarıyla kurduğu bağlar var.

Bunları yalnızca “özenmiş” diyerek açıklamak oldukça kolay.

Ama biraz fazla kolay.

 

O zaman neden daha fazla insan LGBT olduğunu söylüyor?

Belki de asıl sorulması gereken soru bu.

Çünkü “LGBT'ye özeniyorlar” dediğimiz anda meseleyi açıklamış gibi oluyoruz. Oysa ortada cevaplanması gereken başka bir soru kalıyor:

İnsanlar neden kendilerini bugün daha açık şekilde ifade edebiliyor?

Bunun içinde görünürlüğün artması olabilir.

Bilginin artması olabilir.

İnsanların daha önce bilmedikleri kavramlarla tanışması olabilir.

Kendilerini ifade etmek için daha fazla kelimeye sahip olmaları olabilir.

Ve belki de bütün bunların sonucunda, daha önce sessiz kalan insanların artık kendileri hakkında konuşabilmesi olabilir.

Bir insanın “Ben gayim” diyebilmesi, başka birinin ona gay olmayı öğretmiş olduğu anlamına gelmez.

Bazen insan sadece kendisini anlatacak kelimeyi bulmuştur.

 

Sonuçta...

LGBT özenilerek olunabilecek bir şey mi?

Bir insanın çevresindeki insanlardan etkilenmesi, yeni kavramlar öğrenmesi veya kendisini daha önce hiç düşünmediği şekilde sorgulaması elbette mümkündür.

Ama bir başkasını gördüğü için cinsel yönelimini seçtiğini söylemek çok daha farklı bir iddia.

Bir insan LGBT olduğunu söylediğinde ilk akla gelen şeyin “Kime özenmiş?” olması yerine, belki de “Kendisi hakkında ne hissediyor?” sorusu olmalı.

Çünkü bazen dışarıdan gördüğümüz şey gerçekten bir özenti olmayabilir.

Belki de ilk kez kendisini olduğu gibi ifade edebiliyordur.

Editör – Ali Sinop

  

Yorumlar

Popüler Yayınlar