LGBT Özenilerek Olabilen Bir Şey mi?
LGBT özenilerek olunabilen bir şey mi?
Bu soru zaman zaman karşımıza çıkıyor. Özellikle LGBT
görünürlüğünün arttığı dönemlerde, birileri mutlaka aynı şeyi söylüyor:
“Çocuklar bunları görüp özeniyor.”
“Arkadaş çevresinden etkileniyor.”
“Sosyal medyada LGBT içerikleri çok fazla, gençler de
bunları görüp kendilerini LGBT sanıyor.”
Hatta bazen konu daha da basitleştirilerek “Eskiden
böyle insanlar yoktu, şimdi neden bu kadar çok var?” noktasına getiriliyor.
Peki gerçekten böyle mi?
Bir insan başka birini görerek LGBT olmaya özenebilir
mi?
Bence burada önce özenmek ile kendini tanımak
arasındaki farkı konuşmak gerekiyor.
Çünkü insan hayatında birçok şeye özenebilir.
Birinin saç modelini görür, kendisi de öyle saç
kestirmek ister.
Birinin giyim tarzını beğenir, benzer kıyafetler
almaya başlar.
Bir müzisyeni sever, onun gibi giyinmek veya onun
yaptığı müziği yapmak isteyebilir.
Bunlar görülen, öğrenilen ve taklit edilebilen
şeylerdir.
Ama konu cinsel yönelim olduğunda işler biraz
farklıdır.
Birini görerek ona özenmek başka, kendini onda görmek başka
Bir insanın hayatında ilk kez LGBT biriyle
karşılaşması, onun LGBT olmasına neden olduğu anlamına gelmez.
Ama belki daha önce hiç düşünmediği bir şeyi
düşünmesine neden olabilir.
Örneğin bir genç, hayatında ilk kez eşcinsel bir
erkeğin açıkça kendi hayatını anlattığını görüyor olabilir. Daha önce
eşcinselliğin yalnızca başkaları hakkında konuşulan bir konu olduğunu düşünmüş
olabilir.
Sonra kendisine bakmaya başlayabilir.
“Ben neden erkeklerden hoşlanıyorum?”
“Benim hissettiğim şeyin bir adı var mı?”
“Demek ki bunu yaşayan başka insanlar da varmış.”
Burada olan şey illa ki özenmek değildir.
Belki sadece insan kendisini anlamaya başlamıştır.
Çünkü bazen bir şeyi ilk kez görmek, o şeyi hayatımıza
sokmaz.
Sadece zaten hayatımızda olan bir şeyi fark etmemizi
sağlar.
Peki sosyal medya?
Burada en çok konuşulan konulardan biri de sosyal
medya.
LGBT karakterlerin, çiftlerin, içerik üreticilerinin
veya insanların sosyal medyada daha görünür hale gelmesi bazı kişilere göre
“özendirici” bulunabiliyor.
Ama görünürlük ile yönelim arasında doğrudan böyle bir
ilişki kurmak o kadar kolay değil.
Bir insan Instagram'da yüzlerce gay çift görse, bu
onun otomatik olarak erkeklerden hoşlanmaya başlaması anlamına gelmez.
Nasıl ki heteroseksüel bir insan her gün heteroseksüel
çiftleri görerek “Ben de artık karşı cinsten hoşlanayım” diye karar vermiyorsa,
burada da aynı mantık geçerli.
İnsanların başkalarında gördüğü şeyleri taklit
edebildiği alanlar vardır.
Ama kimden hoşlandığımızı yalnızca başkalarını
izleyerek seçtiğimizi söylemek çok daha farklı bir iddiadır.
“Ama eskiden bu kadar LGBT insan yoktu”
Bu cümleyi de mutlaka duymuşsunuzdur.
“Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu.”
Aslında burada çok basit bir şeyi gözden kaçırıyoruz.
Bir şeyin daha fazla görünür olması, o şeyin daha önce
hiç var olmadığı anlamına gelmez.
Eskiden bir insanın gay olduğunu açıkça söylemesiyle
bugün bunu söylemesi aynı şey olmayabilir.
Bugün LGBT kavramlarını bilen, bunlar hakkında
konuşabilen ve kendisini tanımlayabileceği kelimelere ulaşabilen insanların
sayısı daha görünür hale gelebilir.
Bu da dışarıdan bakıldığında “LGBT insanlar çoğaldı”
şeklinde yorumlanabilir.
Ama görünürlük ile ortaya çıkış aynı şey değildir.
Bir odada ışığı açtığınızda odadaki eşyalar çoğalmış
olmaz.
Sadece artık onları görmeye başlarsınız.
Belki LGBT görünürlüğü konusunda da buna benzer bir
durum vardır.
Bir insan LGBT olduğunu “seçebilir” mi?
Burada “seçmek” kelimesi de biraz karışıyor.
Bir insan kendisi için hangi kelimeyi kullanacağına
karar verebilir.
“Ben gayim.”
“Ben biseksüelim.”
“Ben bu tanımlardan hiçbirini kullanmak istemiyorum.”
Bunlar kişinin kendisini ifade etme biçimleriyle
ilgilidir.
Ama bir insanın kimden hoşlanacağına sırf başka birini
gördüğü için karar vermesi bundan farklı bir şeydir.
Birinin LGBT olduğunu görmek, kişinin kendi
duygularını sorgulamasına neden olabilir.
Bir kavramı öğrenmek, kişinin kendisini anlamasına
yardımcı olabilir.
Bir LGBT arkadaş edinmek, daha önce hiç düşünmediği
bazı konular hakkında düşünmesini sağlayabilir.
Ama bunların hepsini “özenmek” olarak açıklamak,
aradaki farkları yok saymak olur.
Belki de insanları asıl rahatsız eden şey görünürlük
Bazen “LGBT'ye özeniliyor” düşüncesinin arkasında
aslında başka bir endişe olduğunu düşünüyorum.
“Eskiden bu kadar görünür değildi, şimdi neden bu
kadar görünür?”
Çünkü görünürlük gerçekten değişti.
Bugün bir gay erkek sosyal medyada sevgilisiyle
fotoğraf paylaşabiliyor. Bir dizide iki erkeğin sevgili olduğunu görebiliyoruz.
Bir insan LGBT olduğunu açıkça söyleyebiliyor.
Bunları daha önce görmeyen biri için bütün bunlar bir
anda çok fazla görünebilir.
Ve insan bazen anlamadığı bir değişikliği açıklamak
için en kolay cevaba sarılabilir:
“Özeniyorlar.”
Ama kolay bir açıklama olması, doğru olduğu anlamına
gelmez.
Peki LGBT'ye özenen hiç kimse yok mu?
Elbette insanların davranışlarını tek bir cümleyle
açıklamak mümkün değil.
Bir insan bazı sebeplerle kendisini belirli bir
kimlikle tanımlayabilir, sonra zaman içinde kendisini farklı şekilde ifade
edebilir. İnsanların kendilerini tanımlama biçimleri değişebilir.
Ama buradan “LGBT olmak özenilerek öğrenilir” gibi
genel bir sonuç çıkarmak başka bir şeydir.
Çünkü bir kişinin kendisini nasıl tanımladığı ile
başka insanların ona neyi “öğrettiği” arasında otomatik bir neden-sonuç
ilişkisi kuramayız.
Üstelik LGBT olmak yalnızca sosyal medyada görülen bir
yaşam tarzını beğenmekten ibaret değil.
Bir insanın duyguları, ilişkileri, kendisini nasıl
gördüğü ve başkalarıyla kurduğu bağlar var.
Bunları yalnızca “özenmiş” diyerek açıklamak oldukça
kolay.
Ama biraz fazla kolay.
O zaman neden daha fazla insan LGBT olduğunu söylüyor?
Belki de asıl sorulması gereken soru bu.
Çünkü “LGBT'ye özeniyorlar” dediğimiz anda meseleyi
açıklamış gibi oluyoruz. Oysa ortada cevaplanması gereken başka bir soru
kalıyor:
İnsanlar neden kendilerini bugün daha açık şekilde
ifade edebiliyor?
Bunun içinde görünürlüğün artması olabilir.
Bilginin artması olabilir.
İnsanların daha önce bilmedikleri kavramlarla
tanışması olabilir.
Kendilerini ifade etmek için daha fazla kelimeye sahip
olmaları olabilir.
Ve belki de bütün bunların sonucunda, daha önce sessiz
kalan insanların artık kendileri hakkında konuşabilmesi olabilir.
Bir insanın “Ben gayim” diyebilmesi, başka birinin ona
gay olmayı öğretmiş olduğu anlamına gelmez.
Bazen insan sadece kendisini anlatacak kelimeyi
bulmuştur.
Sonuçta...
LGBT özenilerek olunabilecek bir şey mi?
Bir insanın çevresindeki insanlardan etkilenmesi, yeni
kavramlar öğrenmesi veya kendisini daha önce hiç düşünmediği şekilde
sorgulaması elbette mümkündür.
Ama bir başkasını gördüğü için cinsel yönelimini
seçtiğini söylemek çok daha farklı bir iddia.
Bir insan LGBT olduğunu söylediğinde ilk akla gelen
şeyin “Kime özenmiş?” olması yerine, belki de “Kendisi hakkında ne hissediyor?”
sorusu olmalı.
Çünkü bazen dışarıdan gördüğümüz şey gerçekten bir
özenti olmayabilir.
Belki de ilk kez kendisini olduğu gibi ifade
edebiliyordur.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder