“Gay bir erkek neden her erkeğe karşı bir şey hissediyormuş gibi düşünülüyor?”
Bir erkeğin eşcinsel olduğunu söylediğinde insanların
aklına gelen ilk şeylerden biri bazen oldukça garip olabiliyor: “Peki,
tanıdığın bütün erkeklerden hoşlanıyor musun?”
Sanki bir erkekten hoşlanmak için onun erkek olması
yeterliymiş gibi.
Oysa heteroseksüel bir erkeğe “Hayatındaki bütün
kadınlardan hoşlanıyor musun?” diye sormak çoğu insanın aklına bile gelmez. Bir
erkeğin kadınlardan hoşlanması, karşısına çıkan her kadına ilgi duyduğu
anlamına gelmez. Güzellik, karakter, çekim, uyum, kişisel zevkler ve daha
birçok şey devreye girer.
Ama konu gay bir erkek olduğunda bu basit mantık bir
anda ortadan kaybolabiliyor.
Bir gay erkeğin erkeklerden hoşlanması, bütün
erkeklerden hoşlandığı anlamına gelmez. Nasıl ki heteroseksüel bir erkek
kadınlardan hoşlanıyor diye gördüğü her kadını çekici bulmuyorsa, gay bir erkek
de gördüğü her erkeği çekici bulmaz.
Hatta bazen bunun çok daha ileri götürüldüğünü
görüyoruz. Bir erkeğin gay olduğunu bilen bazı insanlar, onun yanında nasıl
davranacağını düşünmeye başlıyor. Elini kolunu nereye koyacağını, nasıl
giyineceğini, sarılıp sarılmayacağını hesaplıyor. Sanki karşılarındaki kişi bir
anda herkesle ilgilenmeye başlayacakmış gibi bir tedirginlik oluşuyor.
Burada aslında eşcinsellikten çok daha temel bir
yanlış anlama var.
Hoşlanmak ile yönelim aynı şey değil.
Bir insanın erkeklerden hoşlanabilmesi, karşısındaki
her erkeğe karşı otomatik olarak bir çekim hissettiği anlamına gelmez. Nasıl ki
herkesle arkadaş olunamıyorsa, herkes çekici de bulunmaz.
Üstelik gay erkeklerin de bir “tipi” olabilir. Birinin
uzun boylu erkeklerden hoşlanması, başka birinin daha kısa erkekleri çekici
bulması, bir başkasının belirli bir karakter yapısından etkilenmesi mümkün.
Kimi dış görünüşe daha fazla önem verir, kimi için mizah önemlidir, kimi için
zekâ, kimi için güven duygusu.
Yani ortada “erkek” diye tek başına çalışan bir düğme
yok.
Bence bu yanlış algının bir nedeni de eşcinselliğin
hâlâ birçok insan tarafından yalnızca cinsellik üzerinden düşünülmesi. Gay bir
erkek denildiğinde onun hayatı, ilişkileri, duyguları veya kişiliğinden önce
kimlerden hoşlandığı akla geliyor.
Böyle olunca da gay bir erkeğin yanında bulunan
herhangi bir erkek, istemeden de olsa kendisini bu meselenin içinde
bulabiliyor.
Oysa gay bir erkek için de hayat bundan ibaret değil.
İş arkadaşları olabilir. Arkadaşları olabilir.
Komşuları olabilir. Çocukluk arkadaşları olabilir. Çok sevdiği ama hiçbir
şekilde romantik veya cinsel olarak düşünmediği insanlar olabilir.
Bir erkeği sevmekle o erkekten hoşlanmak arasında çok
büyük bir fark var.
Bir gay erkeğin başka bir erkeğe sarılması, onunla
yakın arkadaş olması, birlikte vakit geçirmesi veya onu yakışıklı bulması bile
otomatik olarak romantik bir anlam taşımaz.
Zaten insan ilişkilerini bu kadar basit düşünmek
mümkün değil.
Bazen gay erkeklerin kendileri bile bu algıyla
uğraşmak zorunda kalabiliyor. “Acaba yanlış anlaşılır mıyım?” diye düşünmek,
bir arkadaşına iltifat ederken bile kelimelerini seçmek, bir erkeğe yakın
davranırken karşı tarafın bunu farklı yorumlamasından çekinmek...
Bütün bunlar gereksiz bir yük oluşturuyor.
Çünkü heteroseksüel insanların sahip olduğu rahatlık,
eşcinsel insanlar için her zaman aynı şekilde işlemiyor.
Bir heteroseksüel erkek başka bir erkeğe “Yakışıklı
adamsın” diyebilir ve bunun üzerinde fazla düşünülmez. Bir gay erkek
söylediğinde ise cümlenin anlamı bir anda değiştirilmeye çalışılabilir.
Belki de asıl sorun burada.
Bir gay erkeğin yönelimini öğrendiğimiz anda, onun
diğer insanlarla olan bütün ilişkilerini cinsel bir ihtimal üzerinden okumaya
başlıyoruz.
Oysa gay bir erkek de bir erkeği sadece arkadaşı
olduğu için sevebilir.
Sadece iyi anlaştığı için yanında olmak isteyebilir.
Sadece komik bulduğu için onunla vakit geçirebilir.
Ve evet, bir erkeği yakışıklı bulup yine de ondan
hoşlanmayabilir.
Çünkü eşcinsel olmak, karşına çıkan her erkeğe âşık
olmak değildir.
Gay bir erkek sadece erkeklerden hoşlanır. Her
erkekten değil.
Aslında bunun bu kadar uzun uzun açıklanmasına bile
gerek kalmamalı. Ama hâlâ gerekiyor.
Belki de bir gün bir gay erkeğin eşcinsel olduğu öğrenildiğinde
akla gelen ilk şey “Acaba benden hoşlanıyor mu?” değil, sadece “Tamam, o da
böyle biriymiş” olabilir.
Çünkü bir insanın kimi sevdiğini bilmek, onun kimden
hoşlanacağını tahmin etme hakkı vermez.
Editör – Ali Sinop

Yorumlar
Yorum Gönder