🌍 Choose your language

DUYURULAR

KARŞI EV

Yeni bir karanlık psikolojik gerilim romanı, bölümler halinde Just Gay'de.

Her Hafta Yeni Bölüm Yayında! →

JUST GAY KÜTÜPHANESİ

Tamamlanmış ve devam eden tüm roman ve öyküleri keşfedin. Hikayelerin dünyasına adım atın.

Hikayeleri Keşfet →

WhatsApp Kanalı

Yeni yazılardan anında haberdar olun!

WhatsApp Kanalına Katıl

“Gay bir erkek neden her erkeğe karşı bir şey hissediyormuş gibi düşünülüyor?”

 



Bir erkeğin eşcinsel olduğunu söylediğinde insanların aklına gelen ilk şeylerden biri bazen oldukça garip olabiliyor: “Peki, tanıdığın bütün erkeklerden hoşlanıyor musun?”

Sanki bir erkekten hoşlanmak için onun erkek olması yeterliymiş gibi.

Oysa heteroseksüel bir erkeğe “Hayatındaki bütün kadınlardan hoşlanıyor musun?” diye sormak çoğu insanın aklına bile gelmez. Bir erkeğin kadınlardan hoşlanması, karşısına çıkan her kadına ilgi duyduğu anlamına gelmez. Güzellik, karakter, çekim, uyum, kişisel zevkler ve daha birçok şey devreye girer.

Ama konu gay bir erkek olduğunda bu basit mantık bir anda ortadan kaybolabiliyor.

Bir gay erkeğin erkeklerden hoşlanması, bütün erkeklerden hoşlandığı anlamına gelmez. Nasıl ki heteroseksüel bir erkek kadınlardan hoşlanıyor diye gördüğü her kadını çekici bulmuyorsa, gay bir erkek de gördüğü her erkeği çekici bulmaz.

Hatta bazen bunun çok daha ileri götürüldüğünü görüyoruz. Bir erkeğin gay olduğunu bilen bazı insanlar, onun yanında nasıl davranacağını düşünmeye başlıyor. Elini kolunu nereye koyacağını, nasıl giyineceğini, sarılıp sarılmayacağını hesaplıyor. Sanki karşılarındaki kişi bir anda herkesle ilgilenmeye başlayacakmış gibi bir tedirginlik oluşuyor.

Burada aslında eşcinsellikten çok daha temel bir yanlış anlama var.

Hoşlanmak ile yönelim aynı şey değil.

Bir insanın erkeklerden hoşlanabilmesi, karşısındaki her erkeğe karşı otomatik olarak bir çekim hissettiği anlamına gelmez. Nasıl ki herkesle arkadaş olunamıyorsa, herkes çekici de bulunmaz.

Üstelik gay erkeklerin de bir “tipi” olabilir. Birinin uzun boylu erkeklerden hoşlanması, başka birinin daha kısa erkekleri çekici bulması, bir başkasının belirli bir karakter yapısından etkilenmesi mümkün. Kimi dış görünüşe daha fazla önem verir, kimi için mizah önemlidir, kimi için zekâ, kimi için güven duygusu.

Yani ortada “erkek” diye tek başına çalışan bir düğme yok.

Bence bu yanlış algının bir nedeni de eşcinselliğin hâlâ birçok insan tarafından yalnızca cinsellik üzerinden düşünülmesi. Gay bir erkek denildiğinde onun hayatı, ilişkileri, duyguları veya kişiliğinden önce kimlerden hoşlandığı akla geliyor.

Böyle olunca da gay bir erkeğin yanında bulunan herhangi bir erkek, istemeden de olsa kendisini bu meselenin içinde bulabiliyor.

Oysa gay bir erkek için de hayat bundan ibaret değil.

İş arkadaşları olabilir. Arkadaşları olabilir. Komşuları olabilir. Çocukluk arkadaşları olabilir. Çok sevdiği ama hiçbir şekilde romantik veya cinsel olarak düşünmediği insanlar olabilir.

Bir erkeği sevmekle o erkekten hoşlanmak arasında çok büyük bir fark var.

Bir gay erkeğin başka bir erkeğe sarılması, onunla yakın arkadaş olması, birlikte vakit geçirmesi veya onu yakışıklı bulması bile otomatik olarak romantik bir anlam taşımaz.

Zaten insan ilişkilerini bu kadar basit düşünmek mümkün değil.

Bazen gay erkeklerin kendileri bile bu algıyla uğraşmak zorunda kalabiliyor. “Acaba yanlış anlaşılır mıyım?” diye düşünmek, bir arkadaşına iltifat ederken bile kelimelerini seçmek, bir erkeğe yakın davranırken karşı tarafın bunu farklı yorumlamasından çekinmek...

Bütün bunlar gereksiz bir yük oluşturuyor.

Çünkü heteroseksüel insanların sahip olduğu rahatlık, eşcinsel insanlar için her zaman aynı şekilde işlemiyor.

Bir heteroseksüel erkek başka bir erkeğe “Yakışıklı adamsın” diyebilir ve bunun üzerinde fazla düşünülmez. Bir gay erkek söylediğinde ise cümlenin anlamı bir anda değiştirilmeye çalışılabilir.

Belki de asıl sorun burada.

Bir gay erkeğin yönelimini öğrendiğimiz anda, onun diğer insanlarla olan bütün ilişkilerini cinsel bir ihtimal üzerinden okumaya başlıyoruz.

Oysa gay bir erkek de bir erkeği sadece arkadaşı olduğu için sevebilir.

Sadece iyi anlaştığı için yanında olmak isteyebilir.

Sadece komik bulduğu için onunla vakit geçirebilir.

Ve evet, bir erkeği yakışıklı bulup yine de ondan hoşlanmayabilir.

Çünkü eşcinsel olmak, karşına çıkan her erkeğe âşık olmak değildir.

Gay bir erkek sadece erkeklerden hoşlanır. Her erkekten değil.

Aslında bunun bu kadar uzun uzun açıklanmasına bile gerek kalmamalı. Ama hâlâ gerekiyor.

Belki de bir gün bir gay erkeğin eşcinsel olduğu öğrenildiğinde akla gelen ilk şey “Acaba benden hoşlanıyor mu?” değil, sadece “Tamam, o da böyle biriymiş” olabilir.

Çünkü bir insanın kimi sevdiğini bilmek, onun kimden hoşlanacağını tahmin etme hakkı vermez.


Editör – Ali Sinop

 

 


Yorumlar

Popüler Yayınlar